KAF DAĞININ ETEĞİNDEKİ BARIŞ YAKIN MI?: GÜNEY KAFKASYA’DA SON DURUM VE TÜRKİYE

PAYLAŞ

Türkiye-Azerbaycan Hattında Yükselen Sesler

2 Ekim 2026 günü Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in, Yeni Azerbaycan Partisi’nin sekizinci Kurultayı’nda yaptığı açıklamada, “…1990’lı yıllarda savaşta da hiç kimse yardım etmiyordu. Savaştan sonra da hiç kimse yardım etmiyordu. Biz bu zorlukların üstesinden tek başımıza geldik ve bugün ayaklarımızın üzerinde sağlam duruyoruz…Azerbaycan güçlendikçe, daha aktif ve açık biçimde bağımsız politika izledikçe, bize yöneltilen her oka karşı 10 ok attıkça bize karşı baskılar daha da artacaktır. Bugün bize yönelik tek bir darbeyi bile karşılıksız bırakmıyoruz. Bir darbeye belki 2, 5, 10 darbeyle karşılık veriyoruz ki herkes yerini bilsin, işlerimize karışmasın, yaşam tarzımıza burnunu sokmasın ve bize yol göstermesin. Herkes gitsin kendi halkıyla ve devletiyle ilgilensin.” şeklindeki ifadeleri Türkiye’nin siyaset ve düşünce dünyasında ve sosyal medya organlarında dalgalanmalara neden oldu. Bu açıklamayla neredeyse eş zamanlı olarak Azerbaycan eğitim kurumlarında başörtüsü ve hicap yasağı getirilmesi Türkiye’deki belli çevreleri Azerbaycan’a karşı harekete geçirdi. Resmî söylemde ise ortaya çıkan tepkiye dair yüksek tondan açıklamalar yapılmaması dikkat çekti.

Azerbaycan’ın ayrı ve egemen bir devlet olarak iç ve dış politikasının denge ve dinamiklerini mevcut şartlarda Aliyev ve yakın çevresinin şekillendirmesi ve ulusal çıkarlarını bu yönde belirlemesi gerçekçilik adına  olağan olmakla birlikte “tek milletin” her iki ülkede yaşayan belli kesimlerinin meselelere, kendine özgü farklı çıkarları bulunabilecek ayrı egemen devletler prizmasından değil, kimi dar ve gerçeklikten uzak ideolojilere dayalı duygusallık penceresinden yaklaşmaları yaygınlaşma istidadı taşıyan bir örgü olarak önümüzde duruyor.

Her iki ülkedeki kamuoyunun belli kesimleri bu şekilde Güney Kafkasya’da giderek güçlenen barış ortamının “iki devlet tek millet”e getireceği faydalara odaklanmak yerine diyalog ve danışmalar yoluyla çözüm getirilmeye müsait meseleleri boyutları dışına taşırmayı, dolayısıyla soğukkanlı bir çerçevede ele almayı yeğlememekte direniyorlar.

Ankara’nın öncülüğünü yapması gerekli Güney Kafkasya’nın tümünü kapsayacak kalıcı barışı sağlamak ülküsünü gündemde tutmak yerine kimine göre hayatî, bazılarına göre ise talî sayılabilecek meselelerle zaman ve enerji harcama kolaycılığına kaçıyorlar.

Bu çerçevede, uzantıları itibarıyla Orta Asya’yı da yakından ilgilendiren Güney Kafkasya’nın geçmişini kısaca hatırlamakta yarar var.

Kanlı Ocak’tan Karabağ’ın Kurtuluşuna

Soğuk Savaşın son bulup, Sovyetler Birliği’nin (SB) dağılması Avrupa’da olduğu gibi Güney Kafkasya’da da barış ve istikrarın kapısını açmadı. SB’nin dağılmasıyla bağımsızlığına kavuşan üç Güney Kafkasya ülkesi (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan) Soğuk Savaş sonrası yeni dönemde bir dizi istikrarsızlık ve çatışmaya sürüklendi.

Sovyet birliklerinin Bakü’de Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve özgürlüğü için ayaklanan halka karşı gerçekleştirdiği kanlı bastırma Azerbaycan tarihine Kanlı (veya Kara) Ocak olarak geçti. Bu elim hadisenin travması sürüyorken Azerbaycan, Ermenistan kuvvetlerinin 1992’da Hocalı’da yaptığı büyük katliama maruz kaldı. Akabinde Karabağ’ın ve etrafındaki yedi bölgenin Ermenistan tarafından işgâl edilmesiyle yeni bir sarsıntı yaşadı. Azerbaycan açısından istikrarsızlık cini şişeden çıkmıştı ve barış Kaf Dağının ardında kalmıştı.

1990’lı yıllardan miras kalan bu ihtilaf, 2020’de Azerbaycan’ın Karabağ etrafında işgâl altında olan topraklarını kurtarması, bilahare 2023’te Karabağ’ın Azerbaycan topraklarına yeniden dahil olmasıyla Güney Kafkasya’nın bu iki önemli aktörü arasında barış ortamının tesis edilmesine olanak sağlayan kuvvetli bir zemini ortaya çıkardı.

Diğer yandan, Güney Kafkasya’nın diğer bir aktörü olan Gürcistan’ın 2008’de Rusya’yla yaptığı savaş sonrasında toprak bütünlüğünü yitirmesi; bu çerçevede Abhazya ve Güney Osetya’nın ülke topraklarından ayrılmasıyla Güney Kafkasya’nın kuzey segmentinde halen süren bir donmuş ihtilaf patlak verdi.

Bu suretle donmuş ihtilâflara maruz kalan Güney Kafkasya istikrarsızlığın göbeğinde SB’nin dağılması sonrasında Moskova’nın etkisine açık hale geldi. Kaf Dağı yeniden sislere büründü.

Paşinyan’ın Yeniden Seçilmesinin Olası Sonuçları

7 Haziran 2026’da Ermenistan’da yapılan seçimler sonucunda bölgesel barış ve Avrupa’yla bütünleşmeye açık bir arayış içinde olan Paşinyan yeniden seçildi.  Seçim sonuçlarına göre Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi (SSP): %49,85 (61 sandalye); Samvel Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan İttifakı: %23,31 (28 sandalye); Robert Koçaryan’ın Ermenistan Bloku: %9,95 (11 sandalye); Gagik Tsarukyan’ın Müreffeh Ermenistan Partisi: %4 (5 sandalye) kazandı. Bu durumda, partisi seçmen oylarının yarıya yakınını alan Paşinyan hükümeti görevine devam edecek. Diğer yandan, iktidarı elinde tutmayı sürdüren Sivil Sözleşme Partisi’nin (SSP) oyları 2021 seçimlerine kıyasla düşmüş bulunmakta. 2021’de Parlamentodaki sandalye sayısı 71 olan SSP’nin bu kere 61 sandalyeye sahip olduğu görülmekte. Dolayısıyla Paşinyan, Azerbaycan’ın ikili ilişkilerde tam normalleşme için şart koştuğu anayasa değişikliği için gereken nitelikli çoğunluğa ulaşamadı. Diğer yandan, ortaya çıkan sonuç Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki kalıcı barış umudunun Kaf Dağının artık eteklerine indiğini gösteriyor.

2008’de Rusya’yla savaşan Gürcistan açısından ise, savaşı takiben farklı bir durumun ortaya çıktığı görülmekte. Güney Kafkasya’nın önemli bir ülkesi olan Gürcistan’da son yıllarda demokratik ortamda gözlenen gerilemeler bu ülkenin bağımsızlığa kavuştuktan sonra inşaa ettiği prestij ve güvenilirliği gölgelemiş bulunmakta.

Mevcut ortamda Güney Kafkasya’da bulunan ülkelerin, olgun demokrasilerin sahip oldukları değerler bakımından sicillerinin parlak olduğunu öne sürmek müşkül ise de, reelpolitik çerçevede Güney Kafkasya’nın, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ilişkilerin geldiği aşama itibarıyla bugüne kadar görülmemiş ölçüde kalıcı barış ortamına yaklaştığı görülmekte.

Barış Sürecinin Temel Taşları

Kuzey ve Güney akslarını da kapsayacak şekilde Doğu-Batı ekseninde özellikle ekonomik-ticarî bağlantısallık açısından kritik bir rol oynamaya aday Güney Kafkasya’daki gelişmelerin son altı yıllık seyrine baktığımızda belli başlı beş ana dönüm noktasından söz etmek mümkündür.

Bunlardan ilki, 2020 Sonbaharında Azerbaycan’ın Ermenistan’ın işgâli altında tuttuğu Karabağ çevresindeki bölgeyi yeniden ülke topraklarına katmasıdır. İkincisi, Aralık 2023’te AB’nin Gürcistan’ı AB’ye aday ülke olarak ilân etmesidir. Aynı yıl Azerbaycan’ın otuz yılı aşkın bir süreden sonra Karabağ’da yeniden egemen olması üçüncü önemli dönüm noktasıdır. Mart 2025’te Azerbaycan ve Ermenistan’ın iki ülke arasında akdedilecek barış anlaşmasının metni üzerinde mutabık kaldıklarını açıklamaları dördüncü halkadır. Bu açıklamanın sonrasında Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin barış sürecini ilerletmek üzere Temmuz 2025’te Abu Dabi’de doğrudan görüşmelerinden sonra son kritik aşama iki liderin Ağustos 2025’te Vaşington’da bir araya gelip, daha önce üzerinde mutabık kalınan barış anlaşmasının Trump’ın huzurunda parafe edilmesine onay vermeleri ve Azerbaycan’ı Zengezur (Syunik) üzerinden Nahçıvan ve Türkiye’ye bağlayacak “Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası” projesini (TRIPP) liderlerin imzaladıkları üçlü bir bildiriyle dünya kamuoyuna açıklamalarıdır. Bu gelişme son ve beşinci halka olarak tanımlanabilir.

Diğer yandan, Güney Kafkasya’da başlayan bu tarihî aşamalar son bulmamış, süreç olanca hızıyla devam etmiştir. Örneğin, Azerbaycan’ın Aralık 2025 ve Nisan 2026’da Ermenistan’a yaptığı dizel yakıt ile Mart 2026’da gerçekleştirdiği tahıl sevkiyatı iki ülke arasında doğrudan ticaretin yolunu açmıştır. Diğer bir örnek ise, Türkiye’nin Ermenistan’la doğrudan ticaretini sağlamak üzere Ahılkelek-Kars demiryolunu doğrudan nakliyata açmış olmasıdır. Bunu Kars-Gümrü demiryolunun da açılmasının takip edeceği tahmin olunmaktadır.

TRIPP projesi ilân edildikten sonra ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’in Şubat 2026’da Ermenistan’a ve Azerbaycan’a   resmî ziyarette bulunması ve bu ziyaretler vesilesiyle ABD ile iki ülke arasında ticarî ilişkilerin geliştirilmesine, enerji güvenliğini teminat altına almaya ve savunma-teknoloji alanında bağlantılar kurmaya dönük anlaşmalar imzalamış olması kayda değerdir. Vance’in Bakü’yü ziyareti vesilesiyle ABD ile Azerbaycan arasında stratejik ortaklık anlaşması imzalanmış olması da dikkat çekici bir gelişmedir.

Son olarak 7 Haziran seçimlerinin arefesinde Mayıs 2026’da ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun Erivan’a yaptığı resmî ziyarette iki ülke arasında bir dizi anlaşma imzalamış olması, bunlar arasında kapsamlı stratejik ortaklık senetinin de yer alması önemli bir gelişmedir.

Arka planda bu gelişmeler cereyan ederken Rusya’nın, Ermenistan’a sağladığı doğal gaz akışını kesmeye dönük söylemi ile Astana’da gerçekleştirilen Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) Zirvesi’nde Ermenistan’ın seçimler sonrasında yapılacak referandumla AB ile AEB arasında tercihte bulunması gerektiği yolundaki yaklaşımı Güney Kafkasya barış süreci açısından etkiler doğurmaya aday bir gelişme olarak kayıtlarda yerini almıştır.

Başı Ukrayna’da başlattığı savaş nedeniyle özellikle Avrupa’yla dertte olan Rusya’nın kısa-orta vadede Güney Kafkasya’ya geçmişte olduğu derecede nüfuz yansıtmasını beklemek iyimser bir yaklaşım olur. Nitekim Moskova, 7 Haziran tarihli Ermenistan seçimlerinin sonuçlarını kendi lehine çevirmeye çalışmış; ancak bundan istediği sonucu elde edememiştir.

Barış Sürecine Bağlı Temel Beklentiler

Bu sürece bağlı olarak iki ana beklentinin ortaya çıktığı söylenebilir. İlki, Azerbaycan-Ermenistan arasında Ağustos 2025’te Vaşington’da parafe edilen barış anlaşmasının imzalanması suretiyle iki ülke arasında kalıcı bir barış zemininin tesis edilmesidir. İkincisi ise, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, bu çerçevede iki ülke arasındaki sınırların açılması ve karşılıklı olarak Büyükelçiler atamak suretiyle diplomatik ilişkilerin tam manasıyla ve doğrudan kurulmasıdır.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgâlinin devam ettiği bir ortamda AB’nin, enerji, ulaşım, iletişim ve lojistik güvenlik açısından Güney Kafkasya ve hatta Orta Asya ile olan bağlantıları güçlendirmek yönünde son dönemde önemli atılımlar yaptığı ve bölgenin altyapısına yatırım yapmak, Rusya’yla kesilen enerji işbirliğini telafi etmek üzere bölgeye dönük ciddi ve ölçekli projeleri hayata geçirmeye yöneldiği görülmektedir. Sözkonusu projelerin Türkiye’yi de kapsadığı görülmektedir. Orta Koridor’u besleyecek Halkalı-Kapıkule hızlı tren hattının Çerkezköy-Kapıkule bölümü için AB’nin sağladığı malî kaynak (616,7 milyon Avro), son yıllarda Türkiye ile AB arasındaki malî iş birliği ve ulaştırma alanındaki en geniş kapsamlı kritik bir altyapı yatırımıdır.

AB yetkilileri, 2020’deki 2. Karabağ Savaşı sonrasında Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülebilir barışı sağlamak üzere iki ülke liderleriyle bir dizi temaslar yürütmüşlerdir. ABD de bu temas trafiğinde geride kalmamış ve iki ülkenin ABD’de çeşitli düzeylerde buluşmalarına ev sahipliği yapmıştır.

ABD’nin Güney Kafkasya bağlamında attığı en önemli adım, Ağustos 2025’te Azerbaycan ve Ermenistan liderlerini Vaşington’da bir araya getirmek suretiyle bir ön anlaşma niteliğindeki barış anlaşmasının parafe edilmesini sağlamak, üç ülkenin (ABD, Azerbaycan ve Ermenistan) bölge barışı açısından kritik önem taşıyan ortak bir bildiri yayımlamasına vesile olmak ve ABD’nin Güney Kafkasya’daki sivil mevcudiyetini sahada güçlendirecek TRIPP projesini dünya kamuoyuna ilân etmektir.

Mevcut ortamda ABD ve AB kendilerini Güney Kafkasya’yı da kapsayacak şekilde jeopolitik rekabet ortamına uyarlayacak tasarrufları hayata geçirmeye başlamışlardır. Bu çerçevede, Güney Kafkasya’da Rusya ve İran’ın hareket alanlarını kısıtlamaya ve Çin’i, münhasıran Asya-Pasifik’te değil, Güney Kafkasya üzerinden Orta Asya’da da olabildiğince dengelemeye, dolayısıyla bu geniş kuşaktaki varlıklarını takviye etmeye yönelmişlerdir. Bugünkü tabloya bakıldığında özellikle Ermenistan üzerinden Hindistan’ın da kendisine bu kritik coğrafyada yer edinmeye dönük adımlar atmaya başladığı gözlenmektedir.

Mevcut küresel ve bölgesel durum, Ukrayna ve Ortadoğu krizinin göbeğinde bulunan Türkiye’nin, Güney Kafkasya ve Orta Asya’ya uzanan derin ve stratejik coğrafya için yeni ve güçlü bir atılım yapmasını zorunlu kılmaktadır.

Türkiye Ne Yaptı ve Ne Yapmalı?

1990’lı yılların başında bağımsızlıklarına kavuşan Güney Kafkasya ülkelerinin Rusya’ya olan bağımlılıkları ile bunun bölgede özellikle Azerbaycan ve Ermenistan arasında yol açtığı ihtilaflar/donmuş krizler bölgenin barış, huzur ve refahını engelleyen sonuçlar doğurmuştur. Bu çerçevede, Ermenistan’ın Karabağ ve çevresindeki bölgeleri işgâl etmesinin yol açtığı tablo sadece iki Güney Kafkasya ülkesini değil, bu bölgeye bitişik geniş havzadaki istikrarsızlığı körükleyen bir sürece sahne olmuştur. 2008’deki Rusya-Gürcistan savaşı üzerine Abhazya ve Güney Osetya’da yeni bir donmuş kriz patlak vermiş ve Karadeniz güvenliği de bundan doğrudan etkilenmiştir. Sırasıyla 2014 ve 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı işgâl harekâtı bir yandan Karadeniz’deki dengeleri olumsuz yönde etkilerken, diğer yandan paradoksal da olsa, Güney Kafkasya üzerindeki nüfuzunu aşındırmış ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında sadece çoklu çerçevelerde değil, doğrudan liderler düzeyinde de ikili temaslar yapılmasına zemin hazırlamıştır. Sonuçta, ABD-Rusya-Fransa üçlüsünün başını çektiği ve pratikte Karabağ sorununu donduran Minsk süreci 2025’te tarihe karışmıştır.

Bölgenin Türkiye’ye ve devamında ekonomik-ticarî ve finansal ölçeği genişletmek açısından Avrupa’ya bağlanmasında çıkarı olan Ankara’nın, bölgede patlak veren krizler karşısında ortak bir uzlaşı çerçevesi tesis etmeye dönük arayışları olduğu görülmüştür. Bunun ilk adımı Ankara’nın 2008’deki Rusya-Gürcistan savaşı sonrasında ortaya attığı Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu girişimidir. Türkiye, bu platform bünyesinde 3+3 (Türkiye, Rusya, İran, Gürcistan, Azerbaycan ve İran) formülünü ortaya atmıştır. Bu girişim bölge ülkeleri arasındaki gerilimler, bölge ülkelerinin birbirlerine bakışını etkileyen tehdit algılamasındaki bozulmalar ve çıkar farklılıkları dolayısıyla hayata geçirilememiştir.

Ankara’nın önerdiği 3+3 girişiminin akamete uğraması sonrasında Güney Kafkasya’yı doğrudan ilgilendiren gelişme 2009 yılında Minsk Eş Başkanları olan ülkeler ile AB yetkilileri huzurunda İsviçre’nin arabuluculuğunda Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan Zürih Protokolleri’dir. Bu protokoller, o dönemin koşulları tahtında Bakü’nün şiddetli muhalefetiyle karşılaşmış, Ankara ise Azerbaycan ve Ermenistan’ı da kapsayacak bölgesel çapta normalleşme olmadan protokollerin Türkiye ve Ermenistan parlamentolarında onaylanamayacağını geç de olsa idrak etmiştir.

Sürecin diğer önemli bir halkası, Türkiye’nin 2010 yılından itibaren olgunlaştırdığı ve Çin’in Kuşak-Yol Projesi’nden önce açıkladığı Orta Koridor projesidir. Bu proje aracılığıyla Ankara, Türk Devletleri Teşkilatı’nı da devrede tutacak şekilde bünyesinde Ermenistan’a da yer veren bağlantısallık projesini (Orta Koridor) gündemine almıştır. Orta Koridor mimarîsi geliştirilirken, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış ortamının tesis edilmesine bağlı olarak Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan arasındaki tüm ulaşım/lojistik/iletişim hatlarının açılması hedefi de Orta Koridor tasarımında yer almıştır.

Son kritik gelişme ise, 7 Haziran’da Paşinyan’ın seçimleri tekrar kazanmasıyla Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan arasındaki bağlantısallığı her anlamda hayata geçirmeye uygun ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasına olanak tanıyan bir ortamın boy göstermiş olmasıdır.

Rusya-Ukrayna savaşının Türkiye’yi de yakından ilgilendiren etkilerinin uzun vadeye yayılacak olması ve Ortadoğu’da, bilhassa ABD/İsrail-İran savaşının ivmelenmesiyle her türlü istikrarsızlığa açık kaygan ortamın neden olduğu tablo ışığında Ankara’nın, Azerbaycan-Ermenistan odaklı olmak üzere Güney Kafkasya’ya yönelik yeni bir girişimi hayata geçirmesi için harekete geçmesi zamanı gelmiştir. Güncellenmesi gerekli bu girişim kapsamında elbette Gürcistan’ın da yer alması önemli ve zorunludur.

Geçmiş girişimler (3+3 veya 3+3+1), ne açıklandıkları dönemde ne de-mevcut bölgesel şartlara uyarlansalar bile-şimdi sonuç vermekten uzak bir görünümdedir. Bu çerçevede, Orta Asya kuşağını da içerecek şekilde dörtlü bir bölgesel tasarıma dayanan (Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan-Gürcistan+Orta Asya) yeni bir mimarîyle ortaya çıkmak önceliklenmelidir. Bu dörtlü mimarinin dış paydaşlarının rolleri olanaklar ölçüsünde ve öncelikle bölgesel çapta yapılacak danışmalarla belirlenmelidir.

Süreçte Rusya ve İran’ın oyun bozmaya dönük adımlarını dengeleyecek karşı önlemler de, Türkiye’nin öncülük edeceği bölgeye özgü yeni yapı bünyesinde- bölgesel bağlantısallığın güçlendirilmesine halel getirmeden- dolayısıyla bölgesel sahiplik temelinde ve bu çerçevede cereyan edecek istişareler vasıtasıyla şekillendirilmelidir.

Sonuç Yerine

Paşinyan’ın, son genel seçimler sonrasında hatırı sayılır bir çoğunlukla iktidarını sürdürecek olması sadece Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin tam normalleşmeye gitmesi sürecine yeni bir kan kazandırmakla kalmayıp, bunun ötesinde Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin de her yönüyle normalleşmesinin önünü açmıştır. Yaşanan sürecin geldiği aşamada, tam normalleşmeye hayat vermek artık Türkiye ve Azerbaycan’ın hem münferit hem de ortak mükellefiyeti olarak görülmelidir.

Azerbaycan’ın Ermenistan anayasasında yapılmasını istediği değişiklik, Ermenistan’daki son seçimlerin hemen akabinde olmasa da, zaman içinde çözüme kavuşacak bir meseledir. Bu meselenin çözüm parametreleri ise, esasen Ağustos 2025’te Vaşington’da açıklanan ortak deklarasyonla tesis edilmiş bulunmaktadır. Türkiye’de çalkantılara yol açan Aliyev’in 2 Ekim tarihli parti kurultayı konuşması esasen bu noktayı teyit ve tescil etmektedir.

Mevcut jeopolitik tablo ve bölgesel durum Ankara’nın artık daha fazla vakit geçirmeden kendi ulusal çıkarları doğrultusunda ilk aşamada Ankara ve Erivan nezdinde karşılıklı olarak Büyükelçiler atanmasına olanak sağlayacak bir düzenlemeyi hayata geçirmesidir. Buna paralel olarak Türkiye-Ermenistan arasındaki tüm ulaşım/iletişim hatlarını işler hale getirmeye yönelik altyapı yatırımlarına devam etmesidir. Yıl içindeki gelişmeleri gözeterek iki ülke arasındaki sınırın açılmasını da gündemine alması ve bunu uygun göreceği bir zamanlamayla kamuoylarına açıklamasıdır.

Erivan’da 4-5 Mayıs’ta ardı ardına yapılan Avrupa Siyasî Birliği (EPU) ve AB-Ermenistan Zirvesi sonrasında 5-7 Mayıs tarihlerinde düzenlenen geniş katılımlı Erivan Diyaloğu 2026 etkinliğinde Paşinyan’ın yanı sıra açış konuşması yapan Macron, kendisine özgü iddialı söylemleri hilafına ve ender de olsa Türkiye karşıtlığı sergilemeden, Ermenistan, ancak daha da önemlisi Güney Kafkasya için isabetli bir gözlemde bulunmuştur. Bu bağlamda Macron, mevcut uluslararası ortamda “Ermenistan ve Güney Kafkasya Anı’nın (moment)” doğduğunu vurgulamıştır.

Ortadaki meselenin sadece Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ve TRIPP projesinin hayata geçirilmesinden ibaret olmadığını görmek gerekir. İlaveten mesele sadece ekonomik-ticarî ilişkilerin ilerletilmesi suretiyle bölgesel ölçeğin kapsamının genişletilmesi   de değildir. “Güney Kafkasya Anı” büyük jeopolitik resim bağlamında Türkiye-Ermenistan ikili ilişkilerinin ve “Zengezur Koridoru’nun” boyutlarını aşan bir mahiyet arzetmektedir. Denklemin içine Ermeni diasporasının bir bölümünün özellikle Türkiye’ye yaklaşımının-kademeli de olsa ve iki ülke toplumu arasındaki ilişkilerin de ilerletilmesine bağlı kalacak bulunsa da- olumlu bir çerçeveye evrilmesi olasılığının da eklenmesi gerekecektir. Geleceğe dönük geniş bir perspektiften bakıldığında bu tablo en azından Ankara için geçerlidir. Bakü’nün de en kısa sürede kendi ulusal çıkarları temelinde benzer bir anlayışa yakınlaşmasını ummak ve bunun için gerekli girişimleri Bakü nezdinde yapmak önem taşıyacaktır.

Gerçekten Güney Kafkasya barışı için nadir anlardan biriyle karşı karşıyayız. Türkiye’nin, etrafındaki kritik ve ulusal çıkarları açısından hayatî bölgelerden birinde barış ve istikrara açılan kapıdan biran evvel girmemesi için bir neden veya engel bulunmamaktadır. Bölgesel sahiplenme ve öncülük için Ankara’nın bölge ve ötesindeki çıkarlarını gözeterek Ermenistan’la ilişkilerini daha fazla gecikmeden normalleştirmeye dönük adımları atmasının, örneğin ilk aşamada karşılıklı olarak Büyükelçiler atamak suretiyle işe koyulmasının, ardından altyapısı hazır olan tüm ulaşım/iletişim ağlarını işler kılmasının vakti gelmiştir. Uygun görülecek bir zamanlamayla iki ülke arasındaki sınırların açılması da gündeme alınmalıdır. Ankara, ulusal çıkarları doğrultusunda bölgeye dönük bu adımları cesaretle atma iradesini sergilemekten kaçınmamalıdır.

 

Kaynakça

ABD, Azerbaycan ve Ermenistan ile hangi anlaşmaları imzaladı? (2026, 10 Şubat). BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/articles/cwy9vgpqnlno

Advancing a cross-regional connectivity agenda: Linking the EU with Central Asia, via Türkiye and the South Caucasus. (2026, 6 Şubat). EY Baltic UAB. https://eufordigital.eu/wp-content/uploads/2026/03/Connectivity-Agenda-Meta-Study-extended-version-2026-01-07-clean.pdf

Aliyev açıklamasının tam metni: Karabağ için çarpıcı sözler. (2026, 4 Ekim). Haber.aero. https://haber.aero/aero-gundem/ilham-aliyev-aciklamasi-tam-metin/

Armenia National Assembly June 2021 elections. (2021). IPU Parline. https://data.ipu.org/parliament/AM/AM-LC01/election/AM-LC01-E20210620/

Barabas, P., & Brezar, A. (2026, 29 Mayıs). Russia recalls ambassador to Armenia over closer EU ties days before decisive elections. Euronews. https://www.euronews.com/2026/05/29/russia-led-eurasian-economic-union-urges-armenian-referendum

Böztürk, B. (2026, 4 Ekim). Aliyev’in değerlendirmeleri Türkiye’deki bazı grupları da akla getirdi: “Yaşam tarzımıza karışmayın, silahları kendi paramızla aldık.” Cumhuriyet. https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/aliyev-in-degerlendirmeleri-turkiye-deki-bazi-gruplari-da-akla-getirdi-yasam-tarzimiza-karismayin-silahlari-kendi-paramizla-aldik-2543456

Caucasus Watch. (2026, 29 Mayıs). Rubio signs landmark agreements with Armenia, hails “courageous path” to peace. https://caucasuswatch.de/en/news/rubio-signs-landmark-agreements-with-armenia-hails-courageous-path-to-peace.html

Chand, M. (2026, 10 Nisan). Why India-Armenia ties are blossoming in a volatile world. India Writes. https://indiawrites.org/india-and-the-world/why-india-armenia-ties-are-blossoming-in-a-volatile-world/

Ceylan, F., & Çelikpala, M. (2025, 21 Ağustos). Bıktıran Ortadoğu’dan Güney Kafkasya’da yeniden umuda yolculuk. APM. https://apm.org.tr/2025/08/21/biktiran-ortadogudan-guney-kafkasyada-yeniden-umuda-yolculuk/

Çelikpala, M. (2010). Türkiye ve Kafkasya: Reaksiyoner dış politikadan proaktif ritmik diplomasiye geçiş. Uluslararası İlişkiler, 7(25), 93–126.

Demirtaş, S. (2025, 3 Eylül). Kafkasya’da bir dönem sona erdi. NTV. https://www.ntv.com.tr/dunya/kafkasyada-bir-donem-sona-erdi,AVMpmRRAG0K_A0U3bQEYug

Demytrie, R. (2026, 6 Haziran). Ermenistan seçimlerini Paşinyan’ın Batı yanlısı partisi kazandı. BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/articles/c0mynwwepxxo

Gogia, G. (2026, 13 Mart). New OSCE report finds sharp democratic backsliding in Georgia. Human Rights Watch. https://www.hrw.org/news/2026/03/13/new-osce-report-finds-sharp-democratic-backsliding-in-georgia

Halkalı Kapıkule Demir Yolu Hattı Çerkezköy-Kapıkule Kesimi İnşası Projesi. (2024, 12 Şubat). T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı. https://ipa.uab.gov.tr/halkali-kapikule-demiryolu-hatti-cerkezkoy-kapikule-kesimi-insasi-projesi

Kardeş ülkede başörtüsü yasağı öğretmenlere uzandı. (2026, 9 Ekim). Sözcü. https://www.sozcu.com.tr/kardes-ulkede-basortusu-yasagi-ogretmenlere-uzandi-p367700

Rehimov, R. (2025, 20 Ocak). Azerbaycan’ın bağımsızlığına giden yol: “Kanlı Ocak”. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/azerbaycanin-bagimsizligina-giden-yol-kanli-ocak/3455859

Russia threatens to rip up natural gas deal with Armenia over its EU ambitions. (2026, 27 Mayıs). The Moscow Times. https://www.themoscowtimes.com/2026/05/27/russia-threatens-to-rip-up-natural-gas-deal-with-armenia-over-its-eu-ambitions-a92864

T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2026, 28 Nisan). Kars-Gümrü Demiryolunun Rehabilitasyonu ve Faaliyete Geçirilmesi Amacıyla Oluşturulan Türkiye ile Ermenistan Arasındaki Ortak Çalışma Grubu’nun Toplantısı Hk. https://www.mfa.gov.tr/no_-78_-kars-gumru-demiryolunun-rehabilitasyonu-ve-faaliyete-gecirilmesi-amaciyla-olusturulan-turkiye-ile-ermenistan-arasindaki-ortak-calisma-grubu-nun-toplantisi-hk.tr.mfa

The South Caucasus moves to the center of emerging trade corridors. (2026). TEPAV. https://tepav.org.tr/en/haberler/s/11214

Türkiye, Aliyev’in üstü kapalı eleştirilerine yanıt vermeyecek. (2026, 10 Ekim). Mehr Haber Ajansı. https://tr.mehrnews.com/news/1939073/T%C3%BCrkiye-Aliyev-in-%C3%BCst%C3%BC-kapal%C4%B1-ele%C5%9Ftirilerine-yan%C4%B1t-vermeyecek

Yılmaz, S. (2026). Beyond Moscow’s shadow: Armenia and the new Caucasian order. Akademik Araştırma Enstitüsü. https://aae.org.tr/beyond-moscows-shadow-armenia-and-the-new-caucasian-order/

İlgili Yazılar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir