YENİLİKÇİ TEKNOLOJİLER VE TERÖRİZM

PAYLAŞ

I. ÇAĞLAR BOYU EVRİLEN TERÖRİZM

Terörizm, insanlığı asırlarca etkilemiş eski bir olgudur. Farklı dönemlerde ve çeşitli koşullar altında değişik tür ve tezahürleriyle insanlık aleyhine gelişmiş ve günümüze değin evrimini sürdürmüştür. Halen de devletler, toplumlar ve insanlık için varoluşsal tehdit olma özelliğini korumaktadır.

 

Günümüzde terör, yeni ve yıkıcı teknolojilerin (YT) teröristler için sağladığı imkân ve kabiliyetleri de kapsamaktadır. Bu evrilmiş haliyle de devletler ve toplumlar için en az fizikî yetenekler (konvansiyonel silah, mühimmat vb.) kadar tehdit oluşturma potansiyelini taşımaktadır.

 

Güncel koşullarda YT’ler, yalnızca geleneksel savaşı dönüştürmekle kalmamakta, aynı zamanda terörist grupların devletlere ve toplumlara karşı geniş çaplı zararlar vermelerine de olanak sağlamaktadır. YT’ler savaş ve barış arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdıkları gibi kurguyu gerçeklikten ayırmayı da zorlaştırmaktadırlar. Bu çerçevede, fizikî ve sanal alanlar arasındaki ayrım da belirsizleşmekte, devletlerin ve toplumların terörizme karşı dirençleri giderek zayıflamaktadır. Bu anlamda YT’ler, kötücül amaçlara sahip tüm ağlar (terörist gruplar, sınır aşan suç örgütleri) için adeta birer “kitle imha silahı” gibi kullanılma potansiyeline sahiptirler.

 

Soğuk Savaş sonrası dönemde, ülkeden ülkeye değişiklik göstermekle birlikte, teknolojik ilerlemenin küresel ölçekte hız kazanması hem devlet hem devlet dışı aktörler için farklı sonuçlar doğurdu. YT’leri de kapsayan teknolojilerin yaygınlaşması sonucunda ortaya çıkan tablo, devletler ve toplumlara yönelik risk ve tehditlerin de sayı, nitelik ve kapsam açısından artmasına yol açtı.

 

II.YENİLİKÇİ TEKNOLOJİLERİN TERÖR BAĞLANTISI

Yüzyıllardır insanlığı yıkıma uğratan terör eylemleri, bu eylemlerin gerçekleşmesinde çıkarı olan bir devlet veya terörün boy gösterdiği ilgili toplumun belli kesimlerince desteklenen, belirli bir örüntüyü takip eden siyasi-askeri nitelikteki bir varlığın, temsil ettiğini iddia ettiği kesimler için özerklik, özgürlük ve bağımsızlık hedefine ulaşmak amacıyla genellikle devlet dışı bir aktörün (terör grubu) öncülüğünde hayata geçirilmektedir.

 

Arkasında yatan saik ne olursa olsun terörizm, dış (yabancı baskısı) veya iç (hedef devlet ve toplum) düzlemlerde yönetsel ve toplumsal hayatta korku, kaos, sindirme ve endişe yaratmayı amaç kılmıştır.

 

Terörizmin, değişik mekânlarda farklı siyasi, ekonomik ve askeri araçlara başvurduğu ve terörist grupların, hedeflerine ulaşmak için teknolojik yetenekler ve yenilikler de dahil olmak üzere mümkün olan her yolu denemeyi mübah gördüğü somut olarak gözlenmektedir.

 

Uzak ve yakın geçmiş incelendiğinde, günümüzdeki terörist grupların da, erişim sağladıklarında  çok sayıda teknolojik yeteneği devreye soktukları görülmektedir. Bu çerçevede, terör gruplarının yakın geçmişte de karada, denizde ve havada kitlesel kesinti ve yıkımlara neden olan yol ve yöntemleri kullanmaktan çekinmedikleri ve bu nedenle çağın teknolojik olanaklarından da yararlandıkları gözlenmektedir.

 

Mevcut koşullar altında yenilikçi teknolojilerin, yalnızca geleneksel savaşı dönüştürmekle kalmadıkları, aynı zamanda terörist grupların devletler ve toplumların istikrar ve dayanıklıklarını da hedef alan eylemlerde önemli birer araç olarak kullanıldıkları bilinmektedir. Fizikî ve sanal alanlar arasındaki ayrımın bulanıklaşmasıyla birlikte YT’lerin teröristlerin elinde adeta yeni birer kitle imha silahına evrildikleri gözlenmektedir. Bu bağlamda, örneğin siber ve hibrit yeteneklerin kullanımları sınırları aşmakta, bunlarla yapılan saldırılar hedef alınan ülkenin toplumsal yaşantısı ile özellikle kritik altyapısına büyük zararlar verebilmektedir. Yapay Zeka (YZ) tabanlı araçlar, özellikle otonom insansız sistemler (İHA), gezici mühimmatlar, navigasyon cihazları, zararlı kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer malzemeler, robotik, nano ve biyoteknolojiler gibi çağımızın yenilikçi teknolojileri terörizm için cazip olan teknolojik araçlardan sadece birkaçıdır.

 

YT’lerin, kötücül amaçlar için kullanılmalarını engellemek üzere BM, NATO, AB ve AGİT gibi kurumlar özellikle son birkaç yıldır stratejiler geliştirmekte ve üyelerini de bağlayan geniş çaplı önlemler almaktadırlar.

 

Örneğin, BM,  Küresel Terörle Mücadele Stratejisi (2006) ve Kritik Altyapıların Terör Saldırılarına Karşı Korunmasına İlişkin İyi Uygulamalar Derlemesi (2018) aracılığıyla, fizikî ve dijital tehditlere karşı yönetişim modelleri ve bütüncül risk değerlendirmeleri geliştirmiştir. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin 2022 Yükselen Terör Tehditleri Raporu, devlet dışı aktörlerin (terör gruplarının) insansız sistemler ve otonom navigasyon teknolojilerine erişimindeki artışa dikkat çekerek bu alanda alınması gereken önlemlere dikkat çekmiştir.

 

NATO, 2022 Stratejik Konsept Belgesi’nde terörizmi doğrudan asimetrik tehdit olarak tanımlamış; NATO Terörle Mücadele Çalışma Programı kapsamında YT’lerin kötücül kullanımına karşı tedbirler öngörmüştür. Ayrıca, NATO Bilim ve Teknoloji Örgütü (STO), nöroteknolojiler ve davranışsal manipülasyon gibi YT’lerin olası etkilerine dair kapsamlı araştırmalar yürütmektedir. Buna paralel olarak AB, Terörle Mücadele Stratejisi (2005) ve Güvenlik Birliği Stratejisi (2020) ile YT kaynaklı tehditlere karşı bütüncül önlemler geliştirmiştir. Bu çerçevede, AB’nin yürüttüğü programlar kapsamında bilginin silahlandırılması, dezenformasyon ve “deepfake” içeriklerle mücadele hedeflenmekte ve dijital alanın kötücül amaçlarla kullanımına karşı ilke ve esaslar belirlenmektedir. AGİT ise Terörle Mücadele için Konsolidasyon Çerçevesi (2012) ve Bükreş Eylem Planı (2001) ile terörizmle mücadelede teknolojik gelişmeleri gözeten ilkeleri belirleyerek ve kamu-özel iş birliğini teşvik ederek bilhassa kritik altyapıların korunmasına katkı sunmaktadır.

 

Türkiye de sözkonusu temel belgelerin tarafı olup, bunlarda tanımlanan yükümlülükleri uygulama taahhütünü üstlenmiş ülkeler arasındadır. Bu itibarla, YT’ler ile terörizm arasındaki bağ konusunda en azından devlet katında etraflı bir müktesebat bulunmaktadır.

 

Terör gruplarının da kullanım ve istismarına açık çoklu operasyonel alana (kara, hava, deniz, siber ve uzay) odaklı kavram ve uygulamalara dayalı bir ortamda YT’ler, terörizm ve terörle mücadele dört ana sütun (fizikî, siber (dijital), biyolojik, kimyasal, radyolojik, nükleer (BKRN) ve bilişsel) temelinde irdelenebilir.

 

A. FİZİKÎ ALAN

 

Kritik varlıklara ve altyapıya yönelik fiziksel terör saldırıları terörizmin yaygın uygulamaları arasındadır. Bu çerçevede, bombalı saldırılar, uçak kaçırma, üst düzey kamu veya özel sektör temsilcilerine karşı suikastlar, adam kaçırma, yasadışı silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, kötü niyetli gasp veya kara para aklama vb. şeklindeki eylemler de terörizmin kapsamındadır.

 

Fizikî alan açısından BM’nin Küresel Terörle Mücadele Stratejisi’nden (2006) söz etmek kaçınılmazdır. Bu Strateji dört temel üzerine kuruludur ve kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Özellikle, Kritik Altyapıların Terör Saldırılarına Karşı Korunmasına İlişkin İyi Uygulamalar Derlemesi (2018), hibrit yönetişim modelleri ile hem fiziksel hem de sanal alanları kapsayan tehdit değerlendirmeleri gibi mekanizmaları içermektedir. Buna paralel olarak, AGİT’in Terörle Mücadele için Konsolidasyon Çerçevesi (2012) ve Bükreş Eylem Planı (2001), terörizmi siyasi-askeri, ekonomik ve insani boyutları itibarıyla ele almakta ve terörle mücadelede uyulması gerekli ilke ve esasları tanımlamaktadır. Bu ana belgelerde, kritik altyapıların güvenliğini sağlamada ulusal makamlar, bölgesel ortaklar ve kamu-özel sektör paydaşları arasında iş birliği teşvik edilmektedir.

 

BM bünyesinde geliştirilen müktesebat, NATO, AB ve AGİT’in çalışma ve uygulamaları için temel bir rehber işlevi görmektedir. Buna göre NATO 2022’de kabul ettiği ana strateji belgesinde terörizmi uluslararası güvenlik ve üye ülkeler vatandaşları için en doğrudan asimetrik tehdit olarak tanımlamıştır. NATO’nun Terörle Mücadele Çalışma Programı ile AB’nin Terörle Mücadele Stratejisi (2005) ve Güvenlik Birliği Stratejisi (2020) üyeleri ve ortakları tarafından esas alınması gerekli temel siyasa belgeleri arasındadır.

 

YT’lerde gözlenen teknolojik ilerlemeler, terör gruplarının ülke ve toplum güvenliğine yönelik olarak meydana getirdikleri şokların ve yıkımın boyutunu da arttıran sonuçlar doğurmaktadır. Terörist gruplar, YT’lerin genellikle çift kullanımlı (ticarî ve askerî) olmaları ve ticarileşmiş bulunmalarından istifadeyle karada, denizde ve havada yapay zeka (YZ) destekli insansız ve otonom araçlar kullanmaya, siber ve hibrit savaş tekniklerini uygulamaya başlamışlardır. Örneğin, 2017 yılında DAEŞ, Irak ve Suriye’de kamikaze dronlarla saldırılar ve dört pervaneli mini helikopterler (quadrocopter) kullanarak istihbarat toplama operasyonları da dahil olmak üzere 300’den fazla belgelenmiş saldırı gerçekleştirmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin 2022 Yükselen Terör Tehditleri Raporu, devlet dışı aktörler (terör grupları) arasında insansız sistemlere ve otonom navigasyon teknolojilerine erişimde “çarpıcı bir artış” olduğunu ortaya koymuştur. Bu sistemler, uygun fiyatlı olmaları, sivil pazarlardan veya karanlık ağ satıcılarından kolayca edinilebilmeleri ve keşif, sabotaj veya hafif silahlar ve el yapımı patlayıcılar (EYP) dahil olmak üzere ölümcül operasyonlar için yük taşıyabilmeleri nedeniyle devlet dışı aktörler için geleneksel fizikî araçlara kıyasla daha cazip hale gelmiştir. 2024 yılında İHA pazarının yaklaşık 43 milyar ABD dolarına ulaştığı ve yaklaşık 65 devlet dışı aktörün operasyonel İHA kabiliyetine sahip olduğu açık raporlara yansımıştır. Günümüzde İHA’lar terör grupları için düşük maliyetle kullanabilecekleri “YT Yapımı Patlayıcılara” dönüşmüş durumdadır.

 

Son çalışmalarda da belgelendiği gibi, çift kullanımlı sistemler terörist grupların devlet desteği olmadan etkili asimetrik saldırılar düzenlemesine olanak tanımaktadır. Örneğin PKK’nın, İran menşeli kamikaze insansız hava araçlarını kullanmakta olduğu ve Türk Silahlı kuvvetlerine karşı insansız hava aracı saldırıları düzenlediği bilinmektedir. DAEŞ’in, “Mücahitlerin İnsansız Uçak” filosu tesis ettiği kayıtlara girmiştir. Örneğin, 2017 yılında Musul’da Irak birliklerine yönelik İHA saldırıları gerçekleştirmiştir. Bu çerçevede, terör gruplarının kullandığı SİHA’ları “Uçan El Yapımı Patlayıcılar” olarak tanımlamak mümkündür.

 

İnsansız hava aracı sürülerinin (sürü dronlar) ve Birinci Şahıs Görüşlü insansız hava araçlarının (FPV) kullanımı, asimetrik aktörlerin bir yandan geleneksel hava savunma sistemlerinden kaçınırken, diğer yandan düşük maliyetle hassas saldırılar düzenlemek için erişilebilir teknolojilerden nasıl yararlandıklarını ortaya koymaktadır. Geleneksel fizikî terör yöntemleriyle birleştirildiğinde, otonom SİHA’ların kullanımı, terör gruplarının hedef aldığı devlet ve ulusa verilen fizikî ve psikolojik hasarın etkisini daha da artırmada kritik birer çarpana dönüşmüş durumdadır.

 

Terörle mücadelede bir diğer zorluk ise terör örgütlerinin sürücüsüz, yani otonom araçları kullanma potansiyelidir. Bu durum, çağa uygun “araç terörizmi” olarak tanımlanabilir. Terörle mücadele çabalarında günümüze değin otonom araçlarla saldırı gerçekleşmemiş olması gelecekte bu tür eylemlerin yapılmayacağı anlamına gelmez. Şimdiye kadar terör grupları, askeri güçlere veya tesislere yönelik saldırılarında patlayıcılarla donanımlı sürücülü araçları kullanmışlar veya korku ve panik yaymak için farklı merkezlerde kalabalıkların arasına dalarak eylemlerini gerçekleştirmişlerdir. Bu anlamda, terör grupları araçlarla terör eylemleri gerçekleştirme teknik ve taktiklerine zaten aşinadırlar. Ayrıca, belirledikleri askeri ve sivil hedeflere karşı terör eylemleri gerçekleştirirken gelecekte farklı türlerde otonom araçlardan da yararlanmaları olasılığını dışlamak mümkün değildir.

 

Otonom veya Uzaktan Kumandalı Mürettebatsız Deniz Sistemlerinin (MUS), deniz alanındaki hedeflere karşı terörist grupların kullanabilecekleri araçlar arasında yer alması olasılığı da dışlanamaz. AB ve NATO, deniz altyapısını hasım güçlere karşı korumak için çok uluslu MUS projelerine yatırım yapmaya ve araştırmalarda bulunmaya başlamıştır.

 

B. SİBER (DİJİTAL) ALAN

Küresel ölçekte yaygın erişime olanak sağlayan çift kullanımlı teknolojiler ve dünya çapında giderek artan dijitalleşme, terörist grupların siber (dijital) alanı hem fizikî hem de sanal ortamlarda saldırılar düzenlemek için kullanmalarına olanak sağlamaktadır.

 

Siber alan, yalnızca devletler arasındaki jeostratejik rekabetin konusu olmakla kalmayıp, terör örgütlerinin faaliyetlerini daha düşük maliyetlerle daha verimli ve doğru bir şekilde organize edebildikleri elverişli bir operasyonel araç haline gelmiştir.

 

Yapay Zekâ (YZ), terörist grupların dezenformasyon yaymaları, toplumu manipüle etmek amacıyla “deepfake”ler (yanıltıcı görsel malzemeler) hazırlamaları, hedefledikleri toplumsal kesimleri radikalleştirmeleri, Artırılmış Gerçeklik (AR) kullanmak suretiyle tehlikeden uzak bir sanal ortamda eylemlerini önceden planlamaları, gerçekleştirdikleri saldırıların etkisini artırması için güçlü bir araçtır.

 

Son saha araştırmalarında, terör örgütlerinin propaganda materyallerinin üretimini otomatikleştirmek ve mesajları belirli demografik profillere göre uyarlamak için üretken YZ’dan yararlandığı gözlemlenmiştir. Bu yetenek, çok dilli görsel-işitsel içeriklerin oluşturulmasını mümkün kılar ve yerel/toplumsal bağlamlara hızla uyum sağlayabilen, rafine edilmiş dezenformasyon kampanyaları riskini arttırır. Bu çerçevede, yapay zeka destekli ve büyük ölçekte dezenformasyon yayma yeteneğine sahip dijital aldatma ağlarının (DDN’ler) paralel birer tehdit kaynağı oldukları not edilmelidir.

 

YZ kümeleri altında dünya genelinde farklı dillerde çok geniş veri kümelerinden (Büyük Dil Modelleri) yararlanan Makine Öğrenimi ve Derin Öğrenme’nin artan kapasitesi ve yeteneği de bulunmaktadır. Nesnelerin İnterneti (IoT) ve Büyük Veri, Makine ve Derin Öğrenme algoritmalarını besleyen iki büyük kaynaktır. Bu yeteneklerin merkezinde, insan beyninin yapısı ve işleyişinden esinlenen modellere dayalı yapay sinir ağları (YSA) yer alır. Sinir ağları, yapay zekâ sistemlerinin kalıpları belirlemesini, girdileri sınıflandırmasını ve devasa veri kümeleri arasında tahminler yapmasını sağlar. Terörizm bağlamında bu, kötü niyetli aktörlerin hedef tanımayı otomatikleştirmek, veri odaklı propaganda stratejilerini geliştirmek veya Üretici Rekabetçi Ağlar (GAN) tesis etmek gibi üretken modellerle birleştirildiğinde benzeri görülmemiş bir gerçekçiliğe sahip deepfake içerik geliştirmek için “sinir ağlarını” kullanabilecekleri anlamına gelir. Bu ağlar, birçok modern yapay zeka uygulamasının arkasındaki temel altyapıyı oluşturarak, yapay zekâ araçlarının hem potansiyel faydalarını hem de risklerini artırır.

 

İnsan-Makine Öğrenimi/Etkileşimi (HML), terör örgütlerine eylemleri için yeni alanlar açmaya olanak tanıyan diğer bir YT kategorisidir. Terör gruplarının, HML’den faydalanmak suretiyle gerçekleştirecekleri eylemlerin etkilerini bunlar daha yapılmadan arttırma olanağına sahip olmaları riski hafife alınamaz.

 

Terörist gruplar için kolaylık sağlayan başka bir YT ise, uçtan uca şifreleme yöntemlerinin kapsamını genişleten kuantum teknolojileri ve sistemleridir. Bu yetenek, terörist grupların kendilerini elektronik olarak gizleyebilecekleri, askeri-güvenlik kurumları tarafından takip ve tespit edilmekten kaçınabilecekleri, birbirleriyle güvenli bir şekilde iletişim kurabilecekleri, kendi sosyal platformlarını oluşturabilecekleri, vatandaşları davaları için kullanabilecekleri ve saldırı materyallerini yasadışı web (DarkWeb) pazarları aracılığıyla tedarik edebilecekleri bir araçtır. Kuantum teknolojilerinin terörist gruplara sunduğu potansiyel küçümsenemez; çünkü kamu ve özel sektör yatırımlarını hızlıca cezbeden, dolayısıyla ticarileşen bu yeteneğin de terör örgütlerinin erişimine açık bulunduğu kaydedilmelidir.

 

Pratikte siber ve fizikî alanlar arasında bir kesişim de mevcuttur. Bu, bugüne kadar gerçek dünya olaylarında yaşananlarla açıkça kanıtlanmıştır. Bu alan hem kamu hem de özel sektör tarafından bütünleşik bir çoklu operasyonel alanı tesis etmek için mükemmel bir örnek teşkil etmektedir.

 

Özetlemek gerekirse, siber yetenekleri kötücül amaçlar için kullanarak dijital ağlara karşı yapılan saldırılar, devletlere ve toplumlara şok yaşatmayı ve toplum yaşamında geniş ölçekli kesintiler gerçekleştirmeyi amaçlayan devlet dışı kuruluşlar (terörist varlıklar) için giderek sıradan bir uygulama haline dönüşmüş bulunmaktadır. Siber saldırıları, terörist gruplar için hassas verileri çalmak, kritik altyapıların işleyişinde aksamalara neden olmak ve fizikî alan da dahil olmak üzere çok sayıda aktöre ağır hasar vermek potansiyeline sahip “güvenli limanlar” olarak sınıflandırmak mümkündür.

 

C. KİMYASAL, BİYOLOJİK, RADYOLOJİK VE NÜKLEER (KBRN) ALAN

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, asimetrik tehditlerin ana kaynaklarından biri hem devlet hem de devlet dışı aktörlerin KBRN yeteneklerini kötü amaçlarla kullanmaları yönündeki girişimleri olmuştur. Bu sınama, YT’lerin potansiyel kullanımı ve yeni yüzyılda çift kullanımlı teknolojilerin sunduğu daha geniş olanaklar nedeniyle artık ciddi bir tehdit yatağına dönüşmüştür.

 

Savaş ortamında biyolojik ajanlara (patojenlere) başvurulması insanlık tarihinde yeni bir olgu değildir. Kimyasal ve biyolojik ajanların daha önceki kullanımlarına ek olarak, uluslararası toplum son otuz yılda hem devlet hem de devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilen bir dizi saldırıya tanık olmuştur. 1984’te Oregon/ABD’de salmonella kullanılarak gerçekleşen saldırı, Japonya Parlamentosu’na hava yoluyla zehirli madde gönderilmesi ve 1995’te Aum Shinrikyo tarikatı tarafından Tokyo metro istasyonuna yapılan biyolojik saldırı, 11 Eylül terör saldırılarının hemen ardından ABD’deki medya kuruluşlarına ve senatörlere şarbon mektupları gönderilmesi, eski Suriye rejiminin 2013’ten itibaren Suriye’deki isyancılara karşı yürüttüğü kimyasal saldırılar, eski Rus casusu Sergey Skripal ve kızının 2018’de Birleşik Krallık’ta Rus istihbarat teşkilatı tarafından sinir gazı Noviçok ile zehirlenmesi, El Kaide’nin 1998’den beri biyolojik silah üretme girişimleri, terör örgütlerinin toplumlara benzeri görülmemiş zararlar verecek bu tür ölümcül yetenekleri nasıl kullanmaya çalıştıklarının sadece birkaç örneğidir. Bu nedenle, biyolojik ve kimyasal terör tehditleri, devletlerin ve toplumların başa çıkmaları gereken terörizmin araçları haline gelmiştir.

 

Terör örgütleri, sentetik biyoloji ve “genome”yi (genetik şifreler) düzenleme de dahil olmak üzere daha fazla biyoteknoloji aracı elde etmek için biyolojik ve kimyasal silahlar tasarlayabilir duruma gelmişlerdir. Bu yeni biyolojik ve kimyasal teknolojiler ne kadar erişilebilir hale gelirse, terör örgütlerinin patojenleri yeniden tasarlama veya ölümcül kullanımlı toksinler geliştirme riski de o kadar artar. Bu tür teknolojilerin gelecekte gıda ve su tedarik zincirlerinde aksaklıklara yol açma olasılığı hükümetler tarafından sıkı önlemler alınmadığı ve toplumların dayanıklılığı bütüncül bir yaklaşımla artırılmadığı sürece hafife alınamaz.

 

Bu alanda irdelenmesi gereken bir diğer ciddi tehlike ise, terör örgütlerinin radyolojik malzemeler veya yeterli miktarda zenginleştirilmiş uranyum kullanarak “kirli bombalar” üretmesi riskidir. “Kirli bombalar”, yüksek patlayıcılarla veya tek başlarına radyolojik bir dağıtma cihazı (RDD) tarafından geniş çapta yayılabilen radyoaktif izotoplar olarak tanımlanabilir.

 

1987 ve 1988 yıllarında Goiânia/Brezilya’da meydana gelen ve çok sayıda sivilin ölümüne neden olan radyolojik bir kaza, bu gruplar tarafından insanlara veya kritik altyapılara karşı kirli bir bomba kullanılması durumunda bir terör saldırısının neden olacağı geniş çapta ölümcül sonuçlarını açıkça göstermiştir.

 

KBRN alanında ortaya çıkan terörizmin yararlanabileceği mevcut potansiyel, BM tarafından uluslararası düzeyde ve NATO ile AB gibi bölgesel örgütler bünyesinde benimsenen ilke ve taahhütlerin etkin şekilde yerine getirilmesi için uluslararası ve bölgesel iş birliğinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

 

Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler’in Biyolojik Silahlar Sözleşmesi (BWC, 1972) ve Kimyasal Silahlar Sözleşmesi gibi temel sözleşmeleri ve Nükleer Terörizm Eylemlerinin Bastırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (2005) gibi ana siyasa belgeleri, KBRN materyallerinin hem devlet hem de devlet dışı aktörler tarafından kötüye kullanılmasına karşı küresel yasal çerçeveyi oluşturur. Bu sözleşmeler, üye devletleri biyolojik, kimyasal ve radyolojik silahların geliştirilmesini, edinilmesini, transferini ve kullanımını yasaklamaya mecbur kılarken, aynı zamanda tespit, önleme ve müdahale tedbirlerinde iş birliğini de arttırmalarını teşvik eder.

 

KBRN kaynaklı terör tehditlerine karşı tedbirler açısından BM başta olmak üzere NATO ve AB ile ortakları, KBRN tespit ve tanımlama sistemleri, dekontaminasyon üniteleri, panzehir ve aşı stoklama gibi tıbbi karşı tedbirler, hızlı müdahale ekipleri ve halk sağlığına dönük dayanıklılık önlemlerini içeren çok katmanlı bir savunma duruşunu desteklemektedirler. Ayrıca, yapay zekâ destekli gözetim sistemlerine, sensör ağlarına ve biyolojik tespit platformlarına yapılan yatırımlar, gelişen ve yıkıcı teknolojiler çağında KBRN ile mücadele stratejilerinin giderek artan bir bileşeni haline gelmiştir.

 

D. BİLİŞSEL ALAN

Terör örgütlerinin bilişsel alanı kullanma girişimleri, sosyal yaşamın her alanına yayılan YT’lerin çeşitliliğine paralel olarak artmıştır. Bu alan, yapay zekâ, siber, Arttırılmış Gerçeklik (AR) ve kuantum teknolojileri gibi YT’lerin farklı segmentlerini bir araya getirmektedir. Akademik analizler, nöroteknoloji ve yapay zekâ tabanlı beyin-bilgisayar arayüzlerindeki gelişmelerin, insan bilincinin geleneksel yöntemlerin ötesinde manipüle edilmesine olanak sağlayabileceği konusunda uyarılarda bulunmaktadır.

 

Etki operasyonlarına olanak sağlayan teknolojiler, hedef gruplar veya topluluklar arasında bilişsel yorgunluğa neden olmak, psikolojik zaaflardan yararlanmak ve karar alma süreçlerini aksatmak için birer güçlü silah olarak kullanılabilir. Kriz durumlarında yanlış bilgi ve dezenformasyon kampanyaları yalnızca kurumları istikrarsızlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda sivil halk arasında panik davranışlara da yol açar.

 

Terörle ilgili siber saldırılar da dahil olmak üzere acil durumlarda yanlış bilginin nasıl yayıldığını anlamak hem kriz müdahale planlaması hem de bilişsel alana odaklanan terörle mücadele stratejileri için elzem hale gelmiştir.

 

Terörist grupların temel amacı, sahte haberler yaymak, nefret söylemini körüklemek, hedef alınan devlete veya topluma karşı dezenformasyon/yanlış bilgi kampanyaları başlatmak, toplumların dayanıklılığını zayıflatmak için komplo teorileri yaymak ve topluluklar/toplumlar arasında güvensizlik ve kaygı yaratmak ile insan algılarını ve davranışlarını kendi amaçlarına uygun hale getirmektir.

 

Bilişsel alanın “silahlandırıldığında”, siber ve hibrit savaş gibi modern savaş türleri arasında teröristlerin elinde etkili bir araca dönüşmesi mümkündür. Bu itibarla, bilişsel savaş, yalnızca şiddet yanlısı aşırılıkçı grupların, hasılı terör örgütlerinin değil, aynı zamanda organize suç örgütlerinin, insan ve uyuşturucu kaçakçılarının, ülke içi ve sınır ötesi kamuoyu manipülatörlerinin, kara para aklayıcılarının vb. çıkarlarına hizmet etmeye yatkın olan siber ve hibrit tabanlı saldırıların ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla hem fizikî hem sanal düzlemleri birbirine bağlayan vazgeçilmez bir arayüzdür.

 

Bilişsel alan aynı zamanda teröristlerin psikolojik operasyonlar (PSYOPS) başlatmaları, propaganda yaymak için elverişli bir ortam yaratmak amacıyla sosyal mühendislik yapmaları ve deepfake’lerle desteklenen çevrimiçi dezenformasyon kampanyaları (sosyal medya) aracılığıyla bir devlet veya toplum içindeki zaaflardan yararlanmaları için zengin bir araç kutusu olarak görülmelidir.

 

AB ve AB dışı ülkelerdeki aşırılıkçı gruplar tarafından üretilen deepfake/sahte haberler. AB’nin “Horizon Europe” (HE) araştırma programları, bilişsel savaşı sektörler arası çözümler gerektiren stratejik bir sınama olarak belirlemiştir. HE kapsamındaki projeler, bilginin silahlandırılmasına karşı koymaya, dezenformasyona karşı toplumsal direnci güçlendirmeye ve şiddet yanlısı aşırılıkçı gruplar tarafından giderek daha fazla istismar edilen dijital bilgi ekosistemindeki manipülasyonu tespit etme yeteneklerini geliştirmeye odaklanmaktadır. Buna paralel olarak NATO, YT gündeminde bilişsel alana giderek daha fazla öncelik vermektedir. NATO İnovasyon Fonu ve Kuzey Atlantik Savunma İnovasyon Hızlandırıcısı (DIANA), bilişsel güvenliği açıkça odak alanları arasına dahil etmiş bulunmaktadır. NATO’nun Bilim ve Teknoloji Örgütü (STO) de nöroteknolojilerin, bilişsel savaşın ve davranışsal manipülasyonun etkileri üzerine araştırmalar başlatmış ve hasımların kamu algısı ve karar alma süreçlerindeki zaafları nasıl istismar edebileceğini incelemiştir. Ayrıca, NATO Stratejik İletişim Mükemmeliyet Merkezi (STRATCOM COE), hibrit ve bilişsel savaşın temel unsurları olan etki operasyonları, dezenformasyon ve psikolojik manipülasyon konusunda detaylı analizler sunmaya devam etmekte ve üye devletlerin bu tür tehditlere karşı dayanıklılığını arttırmasına destek olmaktadır.

 

Bilişsel savaş faaliyetlerini yürütmek için makine öğrenimi, insan-bilgisayar arayüzü, kısacası nöroteknolojilerin sunduğu yetenekleri araştıran aşırılıkçı/terörist grupların varlığı bilinmektedir. Bu gruplar, makineleri “evcilleştirerek”, Büyük Dil Modellerini çarpıtarak ve insan-makine arayüzündeki gelişmeleri takip ederek daha fazla kişiyi devşirme, özellikle savunmasız toplulukları radikalleştirme ve devletlere/toplumlara ciddi yıkımlar yaşatma kapasitesini artırma girişimlerine hız verebilirler.

 

Bilişsel ve fiziksel alanlarda önemli bir risk oluşturan bir diğer teknoloji ise terör örgütleri için erişilebilir bir araç haline gelen 3D baskıdır. Ticari olarak satılan 3D yazıcılar kullanılarak silah bileşenleri, ateşli silah parçaları, patlayıcı cihazlar ve hatta drone gövdeleri üretebilme yeteneği bu gruplar için lojistik kısıtlamaları önemli ölçüde azaltmaktadır. Akademik araştırmalar ve güvenlik ajansı raporları, terörist aktörlerin şifreli platformlar veya karanlık ağlar üzerinden paylaşılan açık kaynaklı tasarımları nasıl kullandıklarını ortaya koymaktadır.

 

Bununla birlikte nörobilim, yetkili makamların terörist saldırıları erkenden tespit etmek, ölümcül ve ölümcül olmayan saldırıları önlemek için davranış biçimlerini önceden belirleme ve terörle mücadele girişimleri ve projelerinin ufkunu genişletme kapasitesini güçlendirme eğilimindedir. Bu nedenle, bir zamanlar teröristlerin faaliyet gösterme biçimlerini tahmin etme, önleme, izleme ve tespit etme olanağı sağlayan araçlara dönüştürülen nöroteknolojiler, terörle mücadele makamları için son derece yararlı araçlardır. Esas olarak bu nedenle, yalnızca devlet aktörlerine karşı değil, aynı zamanda şiddet ve kötücül niyetli devlet dışı aktörlere karşı da teknolojik üstünlüğü korumak için kamu ve özel sektör arasında etkili, bütünleşik ve sonuç odaklı bir iş birliği çerçevesi vazgeçilmezdir. Bu da uluslararası düzeyde (BM) ve NATO, AB ve AGİT gibi bölgesel örgütlerde terörle mücadele çabalarının sürekli olarak izlenmesini gerektirmektedir.

 

III. SONUÇ  YERİNE

 

Soğuk Savaş’ın ardından dünya, yaşamın birçok alanında eşi benzeri görülmemiş bir küreselleşmeye, devlet ve toplum yapılarının farklı sektörleri arasında artan bağlantısallığa, uluslararası toplum üyeleri arasında genişleyen ekonomik-ticari-dijital ağlara ve iyi veya kötü niyetli amaçlar için kullanılabilecek YT’lerin yaygın biçimde ortaya çıkışına tanık oldu.

 

Yapay zekâ, kuantum teknolojisi/bilgisayarları, biyo- ve nano-yetenekler, siber, robotik, insansız sistemler, bulut teknolojileri, Nesnelerin İnterneti vb. gibi farklı teknoloji biçim ve yetenekleri, YT’lerin kapsamını radikal ölçüde genişletti ve terör örgütleri tarafından kullanılmaları için göz ardı edilemeyecek bir zemin oluşturdu. Dahası, sivil ve askeri teknolojik yeniliklerin hızla birbirlerine yakınsamaları, modern çatışma dinamiklerini kökten etkiledi. Bir zamanlar devletlerle, dolayısıyla kamu sektörüyle sınırlı olan yeni teknolojiler, örneğin insansız platformlar, yapay zekâ destekli sistemler vb. artık devlet dışı aktörler için de erişilebilir hale geldi. Terörist gruplar, daha önce devletlerin ilgili kurumlarıyla sınırlı olan YT yetenekleriyle devlet ve toplumlara karşı asimetrik operasyonları yürütmek olanağına kavuştular.

 

Özel sektörün bu tür teknolojilerin üretimindeki artan rolü ve payı ile birçok teknolojinin çifte kullanım (sivil ve askerî) özellikleri, terörizmle mücadele çabalarını daha da karmaşıklaştırdı. Böylece terörizm, her tür ve tezahürüyle giderek “özelleşti” ve küreselleşti. Daha fazla sınamaya gebe bu zorlu ortamda, büyük güçler arasındaki jeostratejik ve jeopolitik rekabete YT’leri de kapsayan teknolojik alan da eklendi. Özetle, terör örgütlerine benzersiz fırsatlar sunan YT’lerin sürekli ve katlanarak genişlemesi göz önüne alındığında, ciddi ve gelişmiş devletler terör karşıtı faaliyetlerini kaçınılmaz olarak çok boyutlu ve sektörlü bir zemine oturtmaya yöneldiler. Bu gelişme, terörizmi önleme, azaltma, caydırma, savunma ve mücadelede bütüncül bir bakış açısının ne kadar hayatî olduğunu gözler önüne serdi.

 

Terörizmin modern tezahürleri, fizikî alanı aşarak sanal alana yayılmıştır. Bu iki alanı bir araya getirerek hem devlet hem toplum yapılarını ve dayanıklılıklarını ciddi ölçüde sınamaya tabi tutmaya başlamışlardır. Terörle mücadelenin, teröristler için yeni fırsatlar ortaya çıkaran YT’leri de kapsayacak bütüncül bir yapıda yürütülmesi zorunluluğu güncel koşullar ve teknoloji alanındaki gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Altını bir daha çizmek gerekirse terörle mücadele, disiplinler ve alanlar arası bir yapı ve çok paydaşlı bir temel üzerine oturmak zorundadır. Herhangi bir YT alanında (örneğin siber güvenlikte veya dezenformasyon alanında) ortaya çıkabilecek zaafiyet veya başarısızlık, terör grupları için YT’lerin sunduğu yıkıcı çarpanlar dikkate alındığında, sanal ortamlarda birbirleriyle etkileşim halindeki tüm diğer alanları etkilemeye müsaittir.

 

PKK’nın “konvansiyonel silahlara veda” sürecini sembolik bir adımla başlatması kuşkusuz önemlidir. Ancak, an itibarıyla devam eden sürece atfedilen beklentilerin tam anlamıyla (konvansiyonel olduğu kadar YT tabanlı asimetrik tehditler) karşılanmasının, YT’lerin bu tür kötücül aktörler için sunduğu olanaklar dikkate alındığında, yeni sınamalarla zora girmesi kaçınılmazdır. Kaldı ki, PKK’nın attığı başlangıç adımının gelişmelere göre ne yöne evrilebileceğinin Türkiye’deki iç politika dinamikleriyle doğrudan bağlantılı olduğu görülmektedir. İçeride cereyan etmekte olan gelişmelerin ise büyük ölçüde şeffaflıktan uzak bir mecrada yürütüldüğü ve bunun kamuoyunda tabii olarak haklı endişeler yarattığı gözlenmektedir. Bu gözlemden hareketle mevcut duruma bakarak geleceğe dönük büyük beklentiler inşa edilmesi tabii olarak sorgulanmaya açıktır.

 

PKK, elindeki konvansiyonel silahlarının tümünü bıraksa, dolayısıyla fizikî anlamda Türkiye’ye zarar vermesi asgarî düzeye inse bile, PKK tortularının ve bölgedeki uzantılarının, kimi dış aktörlerin desteğinden de yararlanarak, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı YT tabanlı saldırılar gerçekleştirmeyeceklerinin garantisi bulunmamaktadır. Nitekim, çok kısıtlı sayıda silahın yakılması sırasında PKK’nın yüksek düzeyli mensupları ile Türkiye’deki kimi siyasî aktörlerin beyan ve taleplerinin, “Terörsüz Türkiye” hedefine ciddi gölge düşüren bir mahiyet arzettiğini yadsımak zordur. Benzer bir gözlemin, fırsat bulduğunda Türkiye’yi hedef alacak DAEŞ ve türevleri için de geçerli olduğu önemle not edilmelidir.

 

Mevcut belirsiz tablo, birtakım fizikî yeteneklerin (silah ve mühimmat) imha edilmesiyle sonuçlansa dahi meseleye geleceğe dönük bir perspektifle bakıldığında süreçten veya sonuçlarından tatmin olmayacak PKK kalıntıları ile bölgedeki iltisaklı grupların ve diğer terör oluşumlarının, ellerinde kalmış konvansiyonel imkanları YT tabanlı yeteneklerle takviye etmek suretiyle Türkiye için yine ciddi birer tehdit kaynağı olmaları olasılığı dışlanamaz.

 

Başlatılan sürece rağmen buna meydan okumaya meyyal unsurların veya uzantılarının, sayı ve türleri bugünden tespit edilemeyecek fizikî yetenekler ile günümüzde erişilmeleri daha kolay hale gelen YT tabanlı fizikî/sanal kapasiteleri birleştirmeleri halinde ortaya çıkacak yeni tehdit tablosu sümenaltı edilemeyecek kadar açıktır. Bu itibarla, ileride Türkiye’nin karşısına çıkması muhtemel tehdit yapısının tüm bileşenlerine (fizikî ve sanal-YT) ışık tutacak, devlet ve toplum katmanlarını kapsayan bir vizyon ve stratejinin belirlenmesi elzemdir. Bu çerçevede, devletin ilgili kurumları “PKK’nın silahsızlanma sürecinde” envanterinde bulunan konvansiyonel silah ve mühimmata odaklanmakla yetinmemeli; sözkonusu fizikî imkân ve kabiliyetlerin yanı sıra kullanıldıklarında ülke ve topluma çok ciddi zarar verecek YT tabanlı platform, sistem, mühimmat ve benzer yetenekleri de denetleyecek ve doğrulayacak bir düzeneği izlendiği varsayılan stratejinin ayrılmaz ve kritik bir bileşeni olarak değerlendirmelidirler. Bu çerçevede, terörle mücadelenin yalnızca fizikî değil, YT tabanlı sanal/sanal olmayan tezahür ve türlerine karşı da etkin ve sonuç alıcı bir yol izlemeleri umulur.

 

Kaynakça:

Pervin Buldan: Tarihi bir gündeyiz, şimdi yol temizliği zamanı. (2025, 12 Mayıs). Independent Türkçe. https://www.indyturk.com/node/758376/haber/pervin-buldan-tarihi-bir-g%C3%BCndeyiz-%C5%9Fimdi-yol-temizli%C4%9Fi-zaman%C4%B1

 

American University. (2025). Types of AI. https://subjectguides.library.american.edu/c.php?g=1410777&p=10447758

 

Archambault, E., & Veilleux-Lepage, Y. (2020). Drone imagery in Islamic State propaganda: Flying like a state. International Affairs, 96(4), 955–973. https://doi.org/10.1093/ia/iiaa014

 

Balkan, E., & Ünver, A. (2023). Combating disinformation: The policy framework. EDAM. https://edam.org.tr/en/cyber-governance-digital-democracy/dezenformasyonla-mucadele-politika-cercevesi

 

BBC News. (2016). Nice attack: What we know about the Bastille Day killings. https://www.bbc.com/news/world-europe-36801671

 

BBC. (2024). Ex-spy Skripal was a ‘sitting duck’, inquiry told. BBC News. https://www.bbc.com/news/articles/cj6z2d7xnnro

 

Bernstein, D. J., Buchmann, J., & Dahmen, E. (Eds.). (2009). Post-quantum cryptography (1st ed.). Springer. https://doi.org/10.1007/978-3-540-88702-7

 

Calcara, A. (2023). One step back, two steps forward: The EU, NATO and emerging and disruptive technologies (CSDS Policy Brief 07/2023). https://www.brussels-school.be/sites/default/files/CSDS%20Policy%20brief_2307_0.pdf

 

Council of the European Union. (2005). EU counter-terrorism strategy (14469/4/05 REV 4). https://data.consilium.europa.eu/doc/document/ST-14469-2005-REV-4/en/pdf

 

Dallison, P. (2017, 17 Ağustos). Barcelona attack: What we know so far. Politico EU. https://www.politico.eu/article/barcelona-attack-what-we-know-so-far/

 

European Commission. (2009). EU CBRN action plan. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A52009DC0273

 

European Commission. (2020). EU security union strategy. https://commission.europa.eu/strategy-and-policy/priorities-2019-2024/promoting-our-european-way-life/european-security-union_en

 

European Commission. (2025). Developing a better understanding of information suppression by state authorities as an example of foreign information manipulation and interference. Horizon Europe Programme (HORIZON-CL2-2023-DEMOCRACY-01-02). https://cordis.europa.eu/programme/id/HORIZON_HORIZON-CL2-2023-DEMOCRACY-01-02

 

European Union Agency for Cybersecurity (ENISA). (2024). Foresight cybersecurity threats for 2030 – Update. https://www.enisa.europa.eu/sites/default/files/2024-11/Foresight%20Cybersecurity%20Threats%20for%202030-Update-fullreport_en_0.pdf

 

European Union External Action. (2022 ). A strategic compass for security and defence. https://www.eeas.europa.eu/sites/default/files/documents/strategic_compass_en3_web.pdf

 

Feldstein, S. (Ed.). (2025). Digital deception: Disinformation, DDNs, and democratic resilience. Carnegie Endowment for International Peace. https://carnegieendowment.org/files/Feldstein_DDN_final-2026.pdf

 

Foreign Policy Analytics, & Microsoft. (2025). Advancing NATO’s digital resilience: Insight brief. https://fpanalytics.foreignpolicy.com/2025/06/17/nato-digital-resilience/

 

Gandhi, M. (2024). Terrorism, extremism, disinformation and artificial intelligence: A primer for policy practitioners. Institute for Strategic Dialogue. https://www.isdglobal.org/wp-content/uploads/2024/01/Terrorism-extremism-disinformation-and-artificial-intelligence_A-primer-for-policy-practitioners.pdf

 

Gibbons-Neff, T. (2017). ISIS drones are attacking U.S. troops and disrupting airstrikes in Raqqa, officials say. The Washington Post. https://www.washingtonpost.com/news/checkpoint/wp/2017/06/14/isis-drones-are-attacking-u-s-troops-and-disrupting-airstrikes-in-raqqa-officials-say/

 

Gilbert, F., & Russo, I. (2024). Mind-reading in AI and neurotechnology: Evaluating claims, hype, and ethical implications for neurorights. AI and Ethics, 4(3), 855–872. https://doi.org/10.1007/s43681-024-00514-6

 

Husna, S. (2020). Into the mind of terrorist & violent-extremist: A neuroscience perspective & review on radicalization. Advances in Social Science, Education and Humanities Research, 452.

 

Jaworek, P., Melamed, M., Rusten, L., & Andreasen, S. (2025). Navigating disruption in the global nuclear order: Managing risks and shaping a new way forward. Nuclear Threat Initiative. https://www.nti.org/analysis/articles/navigating-disruption-in-the-global-nuclear-order-managing-risks-and-shaping-a-new-way-forward/

 

Juling, D. (2023). Future bioterror and biowarfare threats for NATO’s armed forces until 2030. Journal of Advanced Military Studies, 14(1), 82–102. https://doi.org/10.21140/mcuj.20231401005

 

Larter, D. B. (2017). SOCOM commander: Armed ISIS drones were 2016’s ‘most daunting problem’. Defense News. https://www.defensenews.com/digital-show-dailies/sofic/2017/05/16/socom-commander-armed-isis-drones-were-2016s-most-daunting-problem/

 

Lombardo, C. (2019). More than 300 chemical attacks launched during Syrian civil war, study says. NPR. https://www.npr.org/2019/02/17/695545252/more-than-300-chemical-attacks-launched-during-syrian-civil-war-study-says

 

Mackby, J. (2006). Strategic study on bioterrorism. Center for Strategic and International Studies. https://csis-website-prod.s3.amazonaws.com/s3fs-public/legacy_files/files/media/csis/pubs/061016_bioterrorism.pdf

 

National Human Genome Research Institute. (2025). Synthetic biology. Genome.gov. https://www.genome.gov/about-genomics/policy-issues/Synthetic-Biology

 

NATO. (1991). The Alliance’s new strategic concept. https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_23847.htm

 

NATO. (2020). Maritime unmanned systems (MUS): Factsheet. https://www.nato.int/nato_static_fl2014/assets/pdf/2020/11/pdf/2011-factheet-mus.pdf

 

NATO. (2022). NATO’s chemical, biological, radiological and nuclear (CBRN) defence policy. https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_197768.htm.

 

NATO. (2022). Strategic concept 2022. https://www.nato.int/strategic-concept

 

NATO. (2024). Defense against terrorism programme of work (DAT POW). https://www.nato.int/cps/en/natolive/topics_50313.htm

 

NATO. (2024). Summary of NATO’s biotechnology and human enhancement technologies strategy. https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_224669.htm

 

NATO. (2025). Defence Innovation Accelerator for the North Atlantic (DIANA). https://www.nato.int/cps/en/natohq/topics_216199.htm

 

NATO. (2025). Defence ministers endorse NATO science & technology strategy. https://www.sto.nato.int/Lists/STONewsArchive/displaynewsitem.aspx?ID=793&ContentTypeId=0x010058AEAF164323DB46A46F391B932BA019

 

Organization for Security and Co-operation in Europe. (2012). OSCE consolidated framework for the fight against terrorism (PC.DEC/1063). https://www.osce.org/pc/98008

 

OSCE. (2001). The Bucharest plan of action for combating terrorism. https://www.osce.org/files/f/documents/3/b/42524.pdf

 

Puscas, I. (2022). Human–machine interfaces in autonomous weapon systems: Considerations for human control. United Nations Institute for Disarmament Research. https://unidir.org/files/2022-07/UNIDIR_Human-Machine%20Interfaces.pdf

 

Rassler, D. (2016). Remotely piloted innovation: Terrorism, drones and supportive technology. Combating Terrorism Center at West Point. https://ctc.westpoint.edu/wp-content/uploads/2016/10/Drones-Report.pdf

 

Riedel, S. (2004). Biological warfare and bioterrorism: A historical review. Baylor University Medical Center Proceedings, 17(4), 400–406. https://doi.org/10.1080/08998280.2004.11928002

 

Robinson, M. (2025). The establishment of an international AI agency: An applied solution to global AI governance. International Affairs, 101(4), 1483–1497. https://doi.org/10.1093/ia/iiaf105

 

Sever, B.& Kelly, R. (2024). Anthrax letter attacks. EBSCO Research Starters: Science. https://www.ebsco.com/research-starters/science/anthrax-letter-attacks

 

Shafi, N. (2021). The neuroscience of terrorism: A neuroscientific approach to understanding cognitive-behavioral traits of violent extremists. The New School Psychology Bulletin, 18(1). https://www.nspb.net/index.php/nspb/article/view/470

 

Soylu, R., & Kemal, L. (2024). Has the PKK acquired kamikaze drones to hit Turkish aircraft? Middle East Eye. https://www.middleeasteye.net/news/turkey-pkk-acquired-kamikaze-drones-aircraft

 

The Washington Post. (2017). Use of weaponized drones by ISIS spurs terrorism fears. https://www.washingtonpost.com/world/national-security/use-of-weaponized-drones-by-isis-spurs-terrorism-fears/2017/02/21/9d83d51e-f382-11e6-8d72-263470bf0401_story.html

 

United Nations Interregional Crime and Justice Research Institute (UNICRI), & United Nations Counter-Terrorism Centre (UNCCT). (2021). The malicious use of artificial intelligence for terrorist purposes. https://unicri.org/sites/default/files/2021-06/Malicious%20Use%20of%20AI%20-%20UNCCT-UNICRI%20Report_Web.pdf

 

United Nations Interregional Crime and Justice Research Institute (UNICRI), & United Nations Office of Counter-Terrorism (UNOCT). (2024). Beneath the surface: Terrorist and violent extremist use of the dark web and cybercrime as a service for cyber-attacks. https://unicri.org/sites/default/files/2024-07/DW_BtS.pdf

 

United Nations Office for Disarmament Affairs. (1972). Convention on the prohibition of the development, production and stockpiling of bacteriological (biological) and toxin weapons and on their destruction (BWC). https://disarmament.unoda.org/bwc/

 

United Nations Security Council. (2018). Compendium of good practices on the protection of critical infrastructure against terrorist attacks. https://www.un.org/securitycouncil/ctc/sites/www.un.org.securitycouncil.ctc/files/files/documents/2021/Jan/compendium_of_good_practices_eng.pdf

 

United Nations Security Council. (2019). Eighth report of the Secretary-General on the threat posed by ISIL (Da’esh) to international peace and security (S/2019/612). https://undocs.org/en/S/2019/612

 

United Nations Security Council. (2022). Emerging threats: Use of emerging technologies by terrorist groups. https://www.un.org/securitycouncil/ctc/sites/www.un.org.securitycouncil.ctc/files/new_delhi_-_statement_by_uncted.pdf

 

United Nations. (2005). International convention for the suppression of acts of nuclear terrorism. https://treaties.un.org/doc/Treaties/2005/04/20050413%2004-41%20PM/Ch_XVIII_15p.pdf

 

United Nations. (2006). The United Nations global counter-terrorism strategy (A/RES/60/288). https://www.un.org/counterterrorism/un-global-counter-

terrorism-strategy

 

Ünver, A. (2017). Crisis networks and emergency behavior: Digital technologies and non-state political actor engagement. Cyberpolitik Journal, 2(3). www.cyberpolitikjournal.org

 

Ünver, A. (2023). The role of technology: New methods of information manipulation and disinformation. EDAM. https://edam.org.tr/en/cyber-governance-digital-democracy/the-role-of-technology-new-methods-of-information-manipulation-and-disinformation

 

Valle-Cruz, D., García-Contreras, R., & Gil-Garcia, J. R. (2024). Exploring the negative impacts of artificial intelligence in government: The dark side of intelligent algorithms and cognitive machines. International Review of Administrative Sciences, 90 (2), 353–368. https://doi.org/10.1177/00208523231187051

 

Varlı, İ. (2025, 12 Temmuz). Casene Mağarası’nda silahlar yakıldı: Bese Hozat’tan yasal düzenleme vurgusu. BirGün. https://www.birgun.net/makale/casene-magarasinda-silahlar-yakildi-bese-hozattan-yasal-duzenleme-vurgusu-637811

 

Veilleux-Lepage, Y. (2024). Printing terror: An empirical overview of the use of 3D-printed firearms by right-wing extremists. CTC Sentinel, 17(6), 1–10. https://ctc.westpoint.edu/printing-terror-an-empirical-overview-of-the-use-of-3d-printed-firearms-by-right-wing-extremists/

 

Veilleux-Lepage, Y., & Archambault, E. (2022). A comparative study of non-state violent drone use in the Middle East. ICCT Report. https://icct.nl/sites/default/files/2022-12/Drones%20in%20the%20Middle%20East%20-%20Full%20Report%20Final%20-%20Ready%20to%20Publish.pdf

 

Vision of Humanity. (2023, 11 Eylül). Preventing terrorists from using emerging technologies. https://www.visionofhumanity.org/preventing-terrorists-from-using-emerging-technologies/

 

Wall, C. (2025). The ghost in the machine: Counterterrorism in the age of artificial intelligence. Studies in Conflict & Terrorism, 14(1), 1–27. https://doi.org/10.1080/1057610X.2025.2475850

 

Zimmerman, P. D., & Loeb, C. (2004). Dirty bombs: The threat revisited. Defense Horizons, (38), 1–11. Center for Technology and National Security Policy, National Defense University. https://ndupress.ndu.edu/Portals/68/Documents/defensehorizon/DH-038.pdf

İlgili Yazılar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir