Diplomasi uluslararası sahnede satranç oyununa benzetilebilir. Diplomasi sahnesinde bu alanda eğitimi, bilgi birikimi, deneyimi bulunan ve sağduyu sahibi profesyonel diplomatlar rol almalıdır. Bu nitelikleri taşımayan aktörlerin sahneye çıkmaları ya da çıkarılmaları, başarısızlık için davet niteliği taşır.
Diplomasi kamuoyu için cazip bir konu. Her gün çok sayıda kişi ya da kuruluş diplomasi hakkında yazıyor, görüş belirtiyor. Yazılanların, söylenenlerin tümü doğru mu? Doğrular da var, ama eksik bilgi temelinde tartışılabilir görüşler de … Yine de küçümseme ya da aşağılamaya başvurulmadan, medyanın, akademinin, düşünce kuruluşlarının, sivil toplumun siyasi karar sürecine katılmaları ve katkıda bulunmaları önemli. Katılımcı demokrasinin sağlıklı işleyişinin bir koşulu da bu.
Bu arada, diplomasi ile ilgisi, uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkiler hakkında bilgisi, diplomasi ya da bağlantılı alanlarda eğitimi ve deneyimi olmayanların biraz temkinli davranmaları beklenir. Tıp doktoru olmayanların hastaların tedavi yöntemleri, mühendis olmayanların binaların depreme dayanıklılığı hakkında görüş bildirmeleri gibi. Bilgiye, deneyime ve uzmanlığa saygı duymak gerekir.
Asıl sorun uygulamada. Diplomasi sahnesinde profesyoneller rol almalı. Eğitimi, bilgisi, deneyimi olmayan, bu iş için gerekli nitelikleri taşımayan, sahneye konan oyun hakkında yeterli bilgisi bulunmayan aktörlerin sahneye çıkmaları ya da çıkarılmaları, oyunun başarısızlığının daveti sayılır.
Diplomasi, çok boyutlu, sanat yönü de olan bir meslek. Uluslararası satranç oyununa da benzetilebilir. Uluslararası alanda devletinizi temsil ediyor, ulusal güvenlik ve çıkarlarınızı koruma ve geliştirme sorumluluğu üstleniyorsunuz. Devletinizi yöneten hükümetinize bu kapsamda bilgi veriyor, siyaset tavsiyelerinde bulunuyor, sonra da siyasi düzeyde alınan kararların etkinlikle uygulanmasını sağlama yönünde çaba gösteriyorsunuz.
Bunun için eğitimle kazanılan ve meslek içi eğitimle zenginleşen bilgi birikimi, mesleğin ön aşamalarında kıdemli diplomatlardan edinilen uygulama deneyimi, diplomatik yeteneklerin temelini oluşturuyor. Bunlara, diplomatın kültürel boyutu, sağduyulu davranabilme niteliği ve yargılama kapasitesi de eklenmelidir.
Sonuçta, diplomatlar bu tanımlamalara uygun karşıtları ile çoğunlukla çatışan çıkarlar temelinde müzakere edecek ve ulusal hedeflerine uygun uzlaşılar sağlamaya çalışacaklar. Ya da örtüşen çıkarları belirleyerek ittifaklar oluşturacaklar. Karşınızdaki diplomatlar bilgili ve deneyimli, bulacakları açıkları hızla değerlendirebilecek yetenekte iyi yetişmiş uzmanlar.
Türk diplomasisinin etkinliği, saygınlığı konusunda uluslararası düzeyde bir araştırma yapın. Türk diplomasisinin uluslararası siyasete yıllar boyunca yaptığı olumlu katkının heyecanla dile getirildiğini, ulusal çıkarlarımızın korunması ve geliştirilmesine yönelik özenli kararlılığın takdir edildiğini, Türk diplomatlarının haklı olarak kazandığı saygınlığı göreceksiniz.
Ben geçmişte bu konuma ulaşmış Türk diplomasisinin mensubu olma ayrıcalığına ulaşmış biri olarak bu unsurları dile getirebiliyorum.
İnsanlık tarihi zorlu dönemeçlerle dolu. Ama günümüzde yaşanan sınamalar önceden örneği görülmemiş ölçüde. COVID-19 salgının da eklenmesiyle, belki de insan toplumunun direnci sınanıyor. Küresel düzeydeki sınamalara ek olarak, ülkemiz hiç bitecek gibi görünmeyen bölgesel çatışmaların da merkezinde. Küresel ve bölgesel düzeyde rasyonel siyasi yaklaşıma ve diplomasi yeteneğine ihtiyaç gittikçe artmakta. Ülkemizde, bölgemizde ve uluslararası düzlemde demokratik güvenliğin geliştirilememesi durumunda, hepimizi öngörülmesi güç ölçekte çetin sınamalar bekliyor.
Diplomasi dışındakilerin gerçek olmayan bilgiler temelinde diplomasiyi ve profesyonel diplomatları küçümseyen, aşağılayan yaklaşımlarına tanık olursunuz. Farklı düşünseniz bile küçümsemek ya da aşağılamak uygarlık dışı, kabul edilemez bir davranış. Daha sonra bu kişilerin fırsat bulunca siyasi kanalları da zorlayarak diplomasiye sızma girişimlerini izlersiniz. Bırakın herkes kendi işini yapsın, eğitildiği ve deneyim kazandığı alanda devletine ve halkına hizmet etsin. Devletin kurumları yıpranmasın. Türk diplomasisinin uzun dönemde haklı olarak kazandığı uluslararası düzeyde kabul gören saygınlığı daha fazla aşınmasın.
Uluslararası toplumun, çok taraflılığı ve kurallara dayalı sistemi koruyup sürdürme ya da bencil siyasi hırsların bunu yok ederek insanlığı yeni felaketlere taşıması arasında seçim yapması dönemecindeyiz.
Geleceği görebilen devlet insanı siyasetçilere ve profesyonel diplomatlara büyük sorumluluk düşüyor.
- Bu yazı 15 Aralık 2020’de T24’te (https://t24.com.tr/yazarlar/erdogan-iscan) yayımlanmıştır.

Devletin toplanma ve gösteri özgürlüğünü koruma yükümlülüğünün normatif temelini yeniden ayrıntılı olarak izah etmeye gerek yok. Özellikle son dönemde, T24 dahil, medya kuruluşlarında çok sayıda değerli yazarımız tarafından kamuoyuna geniş bilgi sağlandı. Bazı önemli belgeleri başlıklar olarak hatırlayalım: İnsan Hakları Evrensel Bildirisi (madde 20); Medeni ve Siyasi Hakları İlişkin Uluslararası Sözleşme (madde 21); Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (madde 11); Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları; Anayasamız (madde 34); Anayasa Mahkemesi kararları … Bu listeyi uzatmak mümkün.
Demokratik gösterinin engellenmesi, insan onuruna saygının, hukukun ve demokratik güvenliğin ihlalidir.
Demokratik gösteriye orantısız ve aşırı güç kullanılarak müdahale de, ayrıca uluslararası ve ulusal hukukumuzda yerleşik işkence ve kötü muamele yasağının ihlalidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin gösteri özgürlüğüne ilişkin 11. maddesi ile işkence ve kötü muamele yasağına ilişki 3. maddesi kapsamında yapılan başvurulara ilişkin çok sayıda kararı var. Anayasa Mahkemesi’nin de bu konuda kararları var. İlgi duyulursa, gösteriye müdahaleyi ayrıntılı olarak değerlendiren son örneklerden biri olan 15.12 2020 tarihli kararının incelenmesi yararlı olabilir.
