Jeopolitik Savaşlar Gölgesinde Ermenistan Seçimleri

PAYLAŞ

Ermenistan’da 7 Haziran’da ülkenin bağımsızlığından bu yana en kritik seçimlerden biri gerçekleştirilecek. Seçime günler kala siyasi atmosfer giderek sertleşirken, toplumdaki kutuplaşma da daha görünür hale gelmiş durumda. Hükümet ve muhalefet taraftarları arasında yer yer küçük çaplı gerginlikler ve olaylar yaşanırken, taraflar seçmenleri mobilize etmek için sert söylemlere başvuruyor.

İkinci Karabağ Savaşı’nın yarattığı psikolojik etkileri henüz tam anlamıyla atlatamayan Ermenistan toplumunda güvenlik kaygıları seçim kampanyalarının merkezinde yer alıyor. Hükümet, muhalefetin iktidara gelmesi halinde ülkenin yeni bir savaşla karşı karşıya kalabileceğini savunurken, muhalefet ise Başbakan Nikol Paşinyan’ın iktidarını sürdürmesi durumunda Azerbaycanlıların ve Türklerin Ermenistan’a yerleşeceğini öne sürüyor. Her iki tarafın kullandığı bu söylemler, toplumda ülkenin geleceğine ilişkin endişeleri daha da artırıyor.

Seçimler aynı zamanda giderek yoğunlaşan jeopolitik rekabetin gölgesinde gerçekleşiyor ve Batı ile Rusya arasında yapılacak stratejik bir tercih olarak değerlendiriliyor. Bir tarafta Avrupa Birliği ve ABD ile daha yakın ilişkiler kurulmasını savunan ve Ermenistan’ı bu doğrultuda yönlendirmeyi vaat eden Başbakan Nikol Paşinyan bulunurken, diğer tarafta ise Moskova ile daha yakın ilişkilerden yana olduğu düşünülen muhalefet yer alıyor. Bu nedenle seçimlerin sonucu yalnızca Ermenistan’ın iç siyasi dengelerini değil, aynı zamanda ülkenin dış politika yönelimini de belirleyecek önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Bu seçim, Ermenistan’ın mevcut Başbakanı ve Sivil Sözleşme Partisi lideri Nikol Paşinyan’ın 2018 yılında gerçekleştirdiği Kadife Devrim’den sonra yapılan ilk düzenli parlamento seçimi olacak.

Daha önceki iki seçim, sırasıyla devrimin hemen ardından ve 2020 Karabağ Savaşı sonrasında yapılmış, her iki seçimde de Paşinyan’ın partisi parlamentoda tek başına iktidar olmayı başarmıştı. Ancak bu yılki seçimler öncekilerden önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Önceki seçimlerde muhalefetin hazırlanması için yeterli zaman bulunmazken, Karabağ’da da hâlâ varlığını sürdüren ayrılıkçı bir yönetim mevcuttu. Paşinyan’ın 2021 seçim kampanyası da büyük ölçüde Karabağ meselesi etrafında şekillenmişti. Seçim vaatleri arasında Karabağ’ın “iyileştirici ayrılma” ilkesi temelinde bağımsızlığının sağlanması ve Azerbaycan’ın işgalden kurtardığı Hadrut ile Şuşa şehirlerinin geri alınması yer alıyordu.

Bu yılki seçimler ise Paşinyan’a göre savaş ile barış arasında bir tercih niteliği taşıyor. Azerbaycan ile varılan barışın korunmasının Ermenistan’ın güvenliği ve kalkınması açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Paşinyan, muhalefeti “üç başlı savaş partisi” olarak nitelendiriyor ve onların iktidara gelmesi halinde Azerbaycan ile yeni bir savaş olacağını söylüyor. Paşinyan’a göre Karabağ meselesi artık kapanmıştır ve bu konunun yeniden siyasi gündeme taşınması Ermenistan’ı yeni bir savaşa sürükleyebilir.

Muhalefet ise Azerbaycan ile 8 Ağustos 2025 tarihinde ABD’de/Beyaz Saray’da paraflanan barış anlaşmasını tek taraflı tavizler içeren bir metin olarak değerlendiriyor. Muhalefete göre kalıcı bir barış için uluslararası garantör ülkelerin sürece dahil edilmesi gerekiyor. Ayrıca muhalefet, Paşinyan’ın iktidarda kalması halinde 300 bin Azerbaycanlının Ermenistan’a yerleştirileceğini iddia ederek seçmenler arasında endişe yaratmaya çalışıyor.

Seçimin kuralları

Ermenistan’da seçmenler bireysel adaylara değil partilere oy veriyorlar.

Bu yılki seçimlere toplam 19 parti ve ittifak katılıyor. Partiler için seçim barajı yüzde 4 olarak belirlenirken, iki partiden oluşan ittifaklar için yüzde 8, üç veya daha fazla partiden oluşan ittifaklar için ise yüzde 10 baraj uygulanıyor.

Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, kamuoyu yoklamalarında açık ara önde görünmektedir. Anketlere göre partinin oy oranı yüzde 25 ile 35 arasında değişmektedir. Ancak bu oran, tek başına hükûmeti kurmak için yeterli değildir. Sivil Sözleşme’nin hükümeti tek başına kurabilmesi için parlamentoda sandalye çoğunluğunu, yani en az yüzde 50’yi aşması gerekmektedir.

Mecliste çoğunluğun sağlanamaması durumunda, seçimlerin ikinci tura kalması ihtimali gündeme gelebilir. Bu senaryoda seçmenler, en yüksek oyu alan iki siyasi güç arasında tercih yapacaktır. Öte yandan Ermenistan’da seçmenlerin önemli bir bölümü hâlâ kararsız olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle seçim sonuçlarının belirlenmesinde kararsız seçmenlerin son dönemde vereceği kararlar büyük önem taşıyacak.

Muhalefette kimler var

Ermenistan’da seçime katılım oranlarının da yüksek olduğunu söylemek mümkün değil.

2018 ve 2021 seçimlerinde katılım oranı yaklaşık yüzde 49 seviyesinde gerçekleşmişti. Ermeni siyasi yorumculara göre düşük katılım Paşinyan açısından avantajlı bir durum yaratıyor. Bunun nedeni, Paşinyan’ın seçmen tabanının sandığa gitme eğiliminin yüksek olması. Katılım oranının artması halinde ise muhalefetin daha fazla seçmeni mobilize ederek oy oranını yükseltme ihtimali bulunuyor.

Bu yılki seçimlerde Nikol Paşinyan’ın en güçlü rakiplerinden biri, Rusya’da servet edinmiş Ermeni asıllı milyarder Samvel Karapetyan olarak öne çıkıyor. Ermenistan’da doğan Karapetyan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’ya yerleşmiş ve servetinin büyük bölümünü burada inşa etmiştir.

Karapetyan’ın aktif siyasete girişi, geçtiğimiz yıl Ermeni Apostolik Kilisesi lideri II. Karekin ile Ermenistan hükümeti arasında yaşanan gerilim sırasında kiliseye açık destek vermesiyle başladı. Bir medya röportajında hükümetin kiliseye yönelik tutumunu eleştirmiş, bu yaklaşımın devam etmesi halinde “gerekli adımların atılacağı” yönünde ifadeler kullanmıştır. Bu açıklamalar, hükümet tarafından bir siyasi müdahale ve dolaylı bir güç gösterisi olarak değerlendirilmiş ve Karapetyan’ın tutuklanmasına giden süreci tetiklemiştir. Daha sonra Aralık ayında yaklaşık 10 milyon dolar kefalet karşılığında ev hapsine alınan Karapetyan’ın seçim kampanyasını yeğeni Narek Karapetyan yürütmektedir.

Karapetyan’ın liderliğini üstlendiği Güçlü Ermenistan Partisi, 2026’nın Ocak ayında kurulmuş olmasına rağmen kısa sürede muhalefet içinde dikkat çeken bir destek tabanı oluşturmuştur. Ancak Karapetyan, Ermenistan yasalarındaki ikamet ve vatandaşlık şartları nedeniyle milletvekili adayı değildir. Yasalara göre milletvekili adaylarının son dört yıl içinde ülkede yaşamış olmaları ve yalnızca Ermenistan vatandaşı olmaları gerekmektedir. Karapetyan’ın ise Ermenistan vatandaşlığının yanı sıra Rusya ve Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti vatandaşlıkları bulunmaktadır.

Parti, iktidara gelmeleri halinde Karapetyan’ın başbakan olabilmesi için gerekli yasal değişiklikleri yapacaklarını söylüyor. Ancak bu güncel şartlarda gerçekçi olarak görünmüyor. Buna rağmen anketler, Güçlü Ermenistan Partisi’nin kısa sürede yükselişe geçerek ana muhalefet konumuna yaklaşabileceğini göstermektedir. Karapetyan resmi aday olmasa da, meclise girdiklerinde partinin fiili lideri olarak siyasi etkisini sürdürecektir.

Muhalefetin diğer kolu ise eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ile Ermenistan Devrimci Federasyonu (Taşnaktsutyun) öncülüğünde oluşturulan Ermenistan ittifaktır. Bu blok, 2021 seçimlerinde yaklaşık yüzde 20 oy alarak parlamentoda ikinci büyük parti olarak yer almıştır. Ancak son kamuoyu yoklamaları, ittifakın oy oranında gerileme yaşandığını ve yüzde 8’lik seçim barajını geçip geçemeyeceğinin belirsiz olduğunu ortaya koymaktadır. Hem Güçlü Ermenistan Partisi’nin ortaya çıkması hem de küçük partilerin çoğalması, bu blokun oy tabanını parçalayabilecek faktörler arasında görülmektedir.

Koçaryan, mevcut hükümeti Rusya ile ilişkileri kötüleştirmekle ve Azerbaycan ile yürütülen barış sürecinde taviz vermekle eleştirmektedir. Karabağ Ermenilerinin geri dönüşünü savunan Koçaryan, bu hedefe ilişkin somut bir mekanizma veya mevcut barış anlaşmasına alternatif net bir plan ortaya koymuş değildir.

Ermeni iş insanı Gagik Tsarukyan tarafından kurulan Müreffeh Ermenistan Partisi de seçim yarışında aktif rol oynayan siyasi oluşumlar arasında yer alıyor. Tsarukyan’ın Rusya ve Belarus ile yakın ekonomik ve siyasi ilişkileri bulunurken, parti henüz resmi başbakan adayını açıklamamıştır. Tsarukyan ise kendisinin başbakan adayı olmadığını belirtmesine rağmen seçim kampanyasında aktif bir şekilde yer almaya devam etmektedir. Parti ayrıca ne Robert Koçaryan liderliğindeki muhalefet blokuyla ne de mevcut hükümetle herhangi bir koalisyon kurmayacağını açıklamıştır.

Seçime katılan diğer partiler arasında eski kamu denetçisi Arman Tatoyan’ın liderliğindeki “Birliğin Kanatları”, Edmon Marukyan’ın “Parlayan Ermenistan” Partisi ve Gurgen Simonyan’ın “Liyakatlı Ermenistan” Partisi yer almaktadır.

Jeopolitik Rekabet ve Ermenistan Seçimleri

Ermenistan’da yaklaşan seçimler, yalnızca iç siyasi bir mücadele değil, aynı zamanda Batı ile Rusya arasındaki jeopolitik rekabetin de önemli bir sahnesine dönüşmüş durumda.  Mayıs ayında Erivan’da düzenlenen sekizinci Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi ve ilk Ermenistan-AB Zirvesi de geniş çevrelerce Paşinyan’a seçim öncesi verilmiş bir destek niteliğinde idi.

ABD başkanı Donald Trump da Paşinyan’a olan desteğini sosyal medya hesabından açıkça ilan etti.

Kamuoyu araştırmaları, Ermenistan toplumunda Avrupa Birliği’ne yönelik olumlu tutumun son yıllarda güçlendiğini ortaya koyuyor. Hükümet, Batı ile geliştirilen yakın ilişkileri dış politikada çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak tanımlasa da, Rusya ile ilişkilerde ciddi sorunların yaşandığı açıktır. Moskova, Ermenistan’ın kendi etki alanından uzaklaşmasını stratejik çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak görürken, Erivan ise Rusya ile ilişkilerin yeni bir döneme girdiğini savunuyor.

Ancak bu yeniden şekillenme süreci Ermenistan’ın kırılganlıklarını da ortaya çıkarıyor. Azerbaycan topraklarının işgali nedeniyle Türkiye ve Azerbaycan ile sınırlarının otuz yılı aşkın süredir kapalı olması, ülkeyi enerji ve ekonomi alanlarında Rusya’ya bağımlı hale getirdi. Ermenistan’ın doğal gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’i Rusya tarafından karşılanırken, Rusya aynı zamanda Ermeni ürünleri için en büyük ihracat pazarı olmaya devam ediyor. Son yıllara ait veriler, Rusya ile ticaret hacmi artarken Avrupa Birliği ile ticaretin gerilediğini gösteriyor.

Bunun yanı sıra yüz binlerce Ermeni vatandaşı Rusya’da çalışıyor ve ailelerine düzenli olarak para gönderiyor. 2025 yılında Rusya’dan Ermenistan’a yapılan toplam para transferleri 3,9 milyar dolara ulaşırken, bunun 425 milyon dolarını ticari olmayan kişisel havaleler oluşturdu. Bu nedenle Rusya’nın Ermeni göçmenlere yönelik ekonomik veya idari kısıtlamaları, Ermenistan’da ciddi sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurabilecek bir baskı aracı olarak görülüyor.

Bu çerçevede Paşinyan’ın Nisan ayındaki Moskova ziyareti seçimler öncesinde önemli bir diplomatik girişim olarak değerlendirildi. Paşinyan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ikili ilişkilerdeki sorunları gidermekte yeterli olmadığı anlaşılıyor. Nitekim seçimlere günler kala Rusya, Ermenistan’dan ithal edilen çeşitli tarım ürünlerine peş peşe kısıtlamalar getirdi. Bu adımların özellikle hasat ve ürün toplama döneminde atılması, Sivil Sözleşme Partisi’nin güçlü olduğu kırsal bölgelerde endişelere yol açtı.

Ermenistan hükûmeti ise çiftçilerin uğrayacağı zararları telafi edeceğini ve ürünlerin alternatif pazarlara yönlendirilmesi için destek sağlayacağını açıkladı. Rusya’nın bu hamlelerinin seçmen davranışını nasıl etkileyeceği seçim sonuçlarıyla netleşecek. Ancak Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksey Overçuk’un açıklamaları, Moskova’nın seçim sonrası döneme ilişkin beklentilerini açık biçimde ortaya koyuyor. Overçuk, Ermenistan’da AB yanlısı güçlerin seçimlerden galip çıkması halinde ülkenin Avrasya Ekonomik Birliği içindeki konumunun yeniden değerlendirmeye alınabileceğini söyledi. Ona göre, Avrupa Birliği ile daha yakın entegrasyonu tercih eden bir Ermenistan, Rusya’nın sağladığı açık pazar erişimi, düşük enerji fiyatları ve serbest iş gücü dolaşımı gibi avantajlardan yararlanamayabilir.

Avrupa Birliği ise Rusya’nın ekonomik baskılarına karşılık olarak Ermenistan’a 50 milyon avroluk bir yardım paketi açıkladı. Ayrıca Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak mekanizmaların devreye sokulacağını duyurdu. Kısa vadede Ermenistan’ın Rusya pazarını Avrupa Birliği ile ikame etmesi kolay görünmese de, bu destek paketi seçimler öncesinde Paşinyan hükümetinin oy oranını korumasına yardımcı olabilir.

Ermenistan seçimleri ve bölgesel barış

Azerbaycan ve Ermenistan arasında barış anlaşması metninin paraflanmasına rağmen, nihai anlaşmanın imzalanması için önemli bir engel Ermenistan anayasasındaki toprak iddialarıdır. Azerbaycan, Ermenistan Anayasası’nda yer alan ve kendi toprak bütünlüğüne yönelik iddialar içerdiği değerlendirilen ifadelerin değiştirilmesini talep etmektedir. Bakü açısından bu değişiklik, çatışma döneminin tamamen kapanması ve bölgesel entegrasyon ile işbirliğinin güçlenmesi açısından kritik bir adım olarak görülmektedir.

Ermenistan hükümeti yeni bir anayasa hazırlık sürecini başlatmış olsa da, taslağın daha önce açıklanan Mart-Nisan döneminde yayımlanması gerçekleşmemiştir. Buna rağmen anayasa değişikliği süreci, sıradan bir yasama sürecine kıyasla çok daha zordur.

Parlamento seçimlerinde katılım oranı belirleyici bir unsur değilken, anayasa referandumlarında katılım oranı büyük önem taşımaktadır. Mevzuata göre referandumun geçerli sayılabilmesi için katılımcıların yarısından fazlasının değişikliğe “evet” demesi gerekmektedir. Ayrıca “evet” oylarının, kayıtlı seçmenlerin en az yüzde 25’ine ulaşması zorunludur. Bu nedenle, referandumda çoğunluk desteği sağlansa bile katılım oranı düşük kalırsa sonuç geçersiz sayılabilmektedir.

Bunun yanında yeni anayasa taslağının referanduma sunulabilmesi için Ermenistan parlamentosunda en az 72 milletvekilinin onayı gerekmektedir. Ancak mevcut durumda Sivil Sözleşme Partisi’nin 71 sandalyesi bulunmaktadır. Bu nedenle, partinin bu yılki seçimlerde gerekli çoğunluğu sağlayamaması halinde, anayasa süreci için muhalefetle uzlaşma arayışına girmesi gerekebilir.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında nihai barış anlaşması henüz imzalanmamış olsa da, normalleşme sürecinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Taraflar sınır belirleme sürecinde ilk teknik aşamaları tamamlamış, Azerbaycan ise kendi topraklarından Ermenistan’a yönelik yük taşımacılığı kısıtlamalarını kaldırmış ve Ermenistan’a yakıt satışına başlamıştır.

Sürecin devamlılığı açısından Ermenistan’da iktidardaki siyasi yapının istikrarını koruması önemli görülmektedir. Çünkü mevcut normalleşme politikalarına yönelik farklı siyasi yaklaşımlar, sürecin yavaşlamasına veya yeniden şekillenmesine yol açabilir.

Güney Kafkasya’da bölgesel entegrasyon ve işbirliğinin derinleşmesi, artan ekonomik ve stratejik önem nedeniyle istikrar ve güvenlik ortamına bağlıdır. Azerbaycan ve Ermenistan arasında ilerleyen barış süreci de bu istikrarın temel unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak, Ermenistan halkının barış sürecine ilişkin siyasi tercihi ve ülkenin bölgesel konumlanması, yaklaşan seçimlerde ortaya koyacağı tercihlere bağlı olacaktır. Bu karar, yalnızca ülkenin iç siyasi yönelimini değil, aynı zamanda Güney Kafkasya’nın gelecekteki istikrarını da belirleyici bir rol oynayacaktır.

İlgili Yazılar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir