Mali’deki Askeri Yönetim İyice Köşeye Sıkıştı

PAYLAŞ

Batı Afrika’nın denize kıyısı olmayan ülkelerinden Mali eylül ayından bu yana akaryakıt sıkıntısı içinde. Ülkede elektrik üretimi petrole dayalı termik santraller kanalıyla tedarik edildiğinden, fuel oil gelmeyince santraller çalışmıyor, neticede başkent Bamako karanlıkta kalıyor, hayat duruyor, okullar tatil  ediliyor, benzin istasyonlarında yüzlerce metre kuyruklar oluşuyor. Sıkıntının sebebi yıllardır ülkenin kuzeyinde faaliyet gösteren cihatçı terör örgütünün son dönemde güneye ve batıya doğru genişlemesi, iki komşu ülke Senegal  ve Fildişi Sahili’nden Bamako’ya petrol taşıyan tankerleri hedef haline dönüştürerek akaryakıt nakliyatını durdurması. Her iki ana karayolu üzerinde cihatçı grubun yakıp hurdaya çevirdiği yüzlerce kamyonun görüntüleri Mali’de ulaşım güvenliği ve serbestisinin sona erdiğini kanıtlıyor. Albay Asımi Goita’nın bundan 5 sene önce iktidardaki İbrahim Boubacar Keita (İBK)hükümetine karşı, yolsuzluklar yanında, cihatçı ve ayrılıkçı gruplar ile mücadelede başarılı olmadığı gerekçesiyle darbe yaptığını unutmayalım. Yukarıdaki koşullarda cuntacı albayın ve emrindeki yönetimin terör grupları ile mücadelede sınıfta kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Ne kadar cihatçı grup varsa hepsi Afrika’da temsil ediliyor 

Afrika’da cihatçı gruplardan kaynaklanan güvenlik sorunları deyince aklımıza öncelikle Sahel kuşağı ülkelerinde faaliyet gösteren Al-Kaide ve Işid’e bağlı örgütler geliyor. Bunların dışında Nijerya’da 2009 yılından itibaren adını duyuran Boko Haram hala kırsal bölgelerde kız öğrencileri kaçırarak adını duyurmaya devam ediyor. Bu kalabalık ülkede son yıllarda Işid’e bağlı cihatçı terör (ISWAP) tehdidi de artmış durumda. Kıtanın batı kıyılarında şeriat yanlısı Al-Şabab, Somali’nin 20 yıldır sona ermeyen güvenlik problemini oluşturmayı  sürdürüyor. Mozambik’in Cabo Delgado bölgesinde Işid’e bağlı cihatçı grupların mevcudiyetini 8 yıldır duyuyoruz. Nijerya’daki cihatçı grupların Çad gölü bölgesi üzerinden komşu  ülkelere ve özellikle Çad güvenlik güçlerine saldırılar gerçekleştirdiklerini biliyoruz. 

Sahel kuşağındaki cihatçı grupların kökü Cezayir iç savaşına gider

Sahel ülkelerinin güvenlik sorunları 1990’lı yıllara kadar uzanıyor. Sahel şeridinin ıssız denetimsiz bölgelerinde kaçakçılık faaliyetleri çok eskilere gider. 1990 başlarında Cezayir güvenlik güçlerinden kaçan cihatçı gruplar ülkelerini terk etmek zorunda kalarak Sahel bölgesine sığındılar (GSPC, FİS vs). Sahel şeridinin zor coğrafi koşullarının yarattığı güvenlik boşluğu sayesinde varlıklarını sürdürdüler. Bölgenin eski topluluklarından iştiraklarla ( Tuaregler, Bambaralar vs.) militan sayısını arttırdılar. 2006 yılında Al-Kaide’ye biat ederek AQMI adı altında temayüz ettiler. Bir çok kez batılı ülke vatandaşlarını kaçırarak büyük fidye gelirleri elde ettiler, adlarını batı medyalarında duyurdular. Mali’nin başına dert olan JNIM’in, geçtiğimiz eylül ayında, altın madenciliği/ticareti için bu ülkeye gelen BAE vatandaşı emekli general (Dubai emiri El Maktum ailesinden) ile iki yardımcısını kaçırarak fidye alanındaki rekoru kırdığını basında okuduk. Cihatçı örgüt bu operasyonuyla 50 milyon dolar nakit para ve 20 milyon dolar değerinde silah elde ederek gücüne güç kattı.

2006 yılındaki AQMI birleşmelerle 2017 de JNİM’e dönüştü

Mali’deki askeri yönetimi sıkıntıya sokan işte bu 2006 yılında  AQMI adıyla ortaya çıktıktan sonra, yıllar içinde yeni katılımlarla daha da büyüyüp genişleyen JNİM (Avrupa’daki adı GSİM ; İslama ve Müslümanlara Destek Grubu). Başında bütün Sahel kuşağında iyi  tanınan Mali’li Tuareg kökenli (Ansar Dine’in kurucusu) Iyad Ag Ghali var. Örgütün ikinci ismi Katiba Macina’nın kurucusu da Mali’li, Peul kökenli Amadou Koufa,  batılı istihbaratların hedefindeki isimlerden. JNİM halen Mali’nin kuzey, doğu ve merkezinde kırsal alanlarda hakimiyetini sürdürüyor ve ilerlemesi durdurulamıyor. Başka ifadeyle kamu hizmetlerinin ulaşmadığı, ordunun koruyamadığı alanlarda JNİM devletin yerini alıyor, zekat adıyla haraç topluyor (30 hayvandan birine el koyuyor). JNİM’e boyun eğmeyen köyler boşalıyor, bu korunaksız insanlar ya Moritanya’ya ya da Fildişi Sahili’ne göç ediyorlar.

Cihatçılar başkent  Bamako’yu boğmaya niyetli

Petrol taşıyan tankerleri yakarak başkent Bamako’yu nefessiz bırakmaya gayret eden JNİM bu taktik üzerinden başarılı olur mu ? Cuntacı albayı devirebilir mi ? Cevap : Askeri yönetimi sıkıntıya sokar ama deviremez. 5 ila 8 bin arası savaşçısıyla 40 bin kişilik Mali ordusuna saldırır mı? Hayır, uçaklara, dronlara sahip silahlı kuvvetlere karşı böyle bir maceraya girmez. JNİM’in amacı orta vadede albay Asımi Goita yönetimini yıpratmak, bu şekilde halkın askeri yönetime karşı  ayaklanması için zemin hazırlamak. Bugüne kadar  Bamako sokaklarında, meydanlarında askeri hükümet aleyhinde dişe dokunur protesto eylemleri vuku bulmadı. Bundan sonra ne olur bilemiyoruz. Öte yandan, 2020 yılı ilkbaharında, tanınmış toplum liderlerinden İmam Dicko önderliğinde düzenlenen IBK karşıtı büyük protestolar neticesinde askerlerin yönetime el koyduğunu hesaba katınca, akaryakıt darlığının devamı durumunda, halkın sokaklara çıkmayacağınının garantisi olmadığı kabul edilecektir. Bir yandan cuntanın siyasi muhalefet üzerindeki yoğun baskısı, diğer yandan Bamako’nun hem bölgede, hem dünyada tecrit edilmiş halde bulunması, bu hususlar, halkın memnuniyetsizliği ile birleştiği takdirde her şey mümkün diye özetleyebiliriz. 

Bir ülkeyi terör belasından yabancı askerler ile kurtaramazsın !

2025 sonbaharında yaşanan sıkıntılar bize 2012-13 yıllarında olanları hatırlatıyor. Libya’da Kaddafi rejiminin yıkılmasıyla Sahel bölgesinde güvenlik sorunları had safhaya ulaşmış, Mali’nin kuzeyinde başlayan cihatçı ve ayrılıkçı ayaklanmalar durdurulamamış, bu gruplar  neredeyse tüm ülkeyi ele geçirecek iken, Fransa’nın askeri müdahalesi sayesinde ülke bütünlüğü muhafaza edilebilmiş idi. Güçlü Fransız müdahalesi söz konusu silahlı grupların ilerlemesini durdurmuş, bunların geri çekilmelerini sağlamış ancak ülke sathından tamamen silinmeleri mümkün olmamıştır. Bilahare ülkeye, Fransız  müdahale gücüne ilaveten, 2013 yılında Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri konuşlandırılmış (MİNUSMA), 2018 yılında ise 5 Sahel ülkesinin katkılarıyla teşkil edilen 5 bin kişilik G5 Sahel adlı ordu devreye sokulmuş idi. Uluslararası toplumun katkılarıyla toplam sayıları 20 bini aşan bu beynelmilel güce rağmen Mali’deki cihatçı ve ayrılıkçı grupların etkisiz hale getirilememesi ayrı bir yazı konusu oluşturur. Nitekim darbeyi takip eden yıllarda, albay Asımi Goita, başta Fransız askerleri olmak üzere, uluslararası gücün bir işe yaramadığını ileri sürerek bunların ülkeden  ayrılmalarını sağlamış (2023), Mali bu şekilde batı dünyasına arkasını dönmüş ve Rus Wagner ile flört dönemi başlamıştır. 

Soruyorum : Askeri Yönetim Mali’nin hangi sorununu çözmüştür ?

Darbenin üzerinden 5 yıl geçti. Cunta yönetimi başta güvenlik olmak üzere Mali’nin hiçbir sorununu çözemedi. 2-3 yıl içinde seçim yapma taahhüdünü rafa kaldırdı. Muhalif siyasi partileri, STK’ları yasakladı. Üyeliğini askıya alan bölgesel örgüt ECOWAS ile Afrika Birliği’ne meydan okumayı sürdürdü. Burkina Faso ve Nijer’i yanına almak suretiyle ECOWAS’tan ayrılarak bölgesel işbirliğini zora soktu. Sahel ülkelerinin saygın komşusu Cezayir ile ilişkileri kopardı. Öte yandan iktisadi göstergeler de ülke ekonomisinde iyiye gidişe işaret etmiyor. Velhasıl albay Asımi Goita ve yönetimi ülkenin hiçbir derdine derman olamadığı gibi Mali’yi, bölgesinde, kıtasında tecrit etti, batı dünyasından uzaklaştırdı. Geçtiğimiz yıl doğudaki stratejik şehir Kidal’in geri alınması dışında ortada askeri bir başarı da gözükmüyor. Wagner’in yerini alan Rus Africa Corps’un sahadaki dengeleri değiştiremeyeceği  ve cunta yönetimini karaya çıkaramayacağı anlaşıldı. 

Yegane çıkış yolu siyasi çözüm  : JNİM ile diyalog şart

Yukarıdaki olumsuz arka plan ve iktidara yapışan bir cunta yönetimi ile Mali’nin düze çıkması mümkün olur mu ? Bu sualin cevabı kesinkes olumsuzdur. İki husus önem arzediyor : BM Barış Gücü, batılı askerler, Sahel ülkeleri askerleri ve Rus Wagner’in destekleriyle, cihatçı ve ayrılıkçı güçlerin 20 yıldan bu yana durdurulmadığı gerçeği dikkate alınmalı ve İyad Ag Ghali ile diyalog kurulmalı, masaya oturulmalı. Gerekirse Cezayir’de yaşayan imam Dicko’nun arabuluculuğuna başvurulmalı. Bu saatten sonra İyad Ag Ghali’nin Mali’de Taliban benzeri bir yönetim kurulmasına taraftar olduğunu düşünmüyorum. Eski IŞİD’cı Golani, günümüzde, Suriye’de tüm bileşenlere hitap eden bir yönetim sergilemeye çalışmıyor mu ? Değişimin ardından Ahmet  Şara adıyla Trump tarafından Beyaz Saray’da ağırlanmadı mı ? Ankara’dan görebildiğim kadarıyla, “Mali İslam Cumhuriyeti” saçmalığından uzak, Tuaregleri red etmeyen yeni bir anayasal düzen üzerinde mutabakat sağlanabilir. Bu mutabakat halkın tasvibine sunulurken iki sandık koymak suretiyle seçimler de yapılır, seçmen iradesiyle, askerler kışlalarına döner, batıya uygulanan boykotun devamına veya sona ermesine karar verilir.  Böylece askıya alınan demokrasi Mali’ye geri döner,  tecrit sona erer, Afrika Birliği ve ECOWAS ile barışılır.

İlgili Yazılar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir