Afrika Birliği Zirvesinin Ardından Afrika’da Durum

PAYLAŞ

55 ülkeyi temsil eden Afrika Birliği’nin, her yıl şubat ayı başında düzenlenen, devlet ve hükümet başkanlarının katıldıkları geleneksel zirvesi, nedense basınımızda bir türlü kendine yer bulamaz. Gerçi son yıllarda  Avrupa Birliği zirveleri de basınımız nezdinde eski cazibesini kaybetti. Neyse, bölgecilik damarımı kontrol altında tutayım. Bu defa, Covid19 nedeniyle internet ortamında değil de fiili katılım biçiminde gerçekleştirilen 35. zirvede, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) başkanı Felix Tshisekedi, dönem başkanlığını Senegal cumhurbaşkanı Macky Sall’a devretti.

 

Afrika Birliği’nin yılda 2 kez düzenlenen zirvelerinde alınan kararların bir önemli özelliği kağıt üzerinde kalmaları ve fazla uygulama alanı bulamamalarıdır. Bu defaki zirve bildirisinin akıbetinin farklı olması beklenmiyor.  Görüşmeler sırasında, geçen yıl içinde, Batı Afrika’da art arda yaşanan askeri darbeler, Covid19 ile mücadele, aşı temininde karşılaşılan güçlükler, siyasi istikrarsızlıklar, çevre sorunları  en çok tartışılan konuların başında yer aldı. Mali, Gine, Burkina Faso darbelerinin kıtanın itibarını zedelediği hususunda bir tereddüt bulunmuyor.  Ancak, darbe vakaları, darbecilerden  gerçekten rahatsız olan görevleri başındaki liderlerin iradesinin ötesinde, kıtanın bir acı gerçeğidir.  Afrika Birliği, merkezinin bulunduğu, kuruluşu misafir eden Etiyopya krizinde de  çaresiz kaldı. 2020 kasım ayında patlak veren iç savaş sürecinde tarafları zorlayamadı. Ülkede halen fiili bir ateşkes mevcut. Afrika Birliği’nin atadığı arabulucu Olusegun Obasanjo bu fiili durumun yasal ateşkes haline getirilmesine henüz muvaffak olamadı. Adı geçen ile birlikte çalışan ABD özel temsilcisinin gayretleri de bir sonuç getirmedi. Nobel ödüllü başbakan Abiy Ahmed, çatışma döneminde, ülkenin iç işi olduğu savıyla Afrika Birliği’nin ve diğerlerinin arabuluculuk girişimlerini geri çevirdi.

 

Bu defaki zirveyi, İsrail’in Afrika Birliği’ne gözlemci üye kabul edilmesiyle ilgili tartışmalar da meşgul etti. Komisyon başkanı Musa Faki’nin inisyatifiyle, bir süre önce İsrail’in kuruluşa gözlemci üye kabul edilmesi yönünde alınan idari karar iptal edilerek konu alt komiteye havale edildi. Red işleminin arkasında, Güney Afrika ve Cezayir’in şiddetli itirazlarının yattığı biliniyor. Bir zamanlar örgüte gözlemci üye olan İsrail’i destekleyen çok sayıda Afrika ülkesi de mevcut.

 

2022 yılında Afrika’nın sesi konumuna gelen Senegal, çok taraflı diplomaside ve uluslararası  platformlarda, hem tecrübeli hem de hayli aktif. Cumhurbaşkanı Macky Sall’ın, sorunlu ülke KDC’den, daha görünür ve etkili bir liderlik sergilemesini bekleyenler çoğunlukta. Her 3 yılda bir düzenlenen Çin-Afrika zirvelerinin sonuncusunun (sekizinci) 2021 yılı sonlarında Dakar’da düzenlendiği hatırlanacaktır. Afrika’nın güvenlik sorunlarının tartışıldığı, çok sayıda lider ve uzmanın katıldığı  uluslararası forumun 2014 yılından günümüze her yıl sene sonlarında Dakar’da düzenlendiği biliniyor. Senegal’in bir başka özelliği de demokrasi geleneği itibarıyla Batı Afrika’daki komşularından ayrışması. Senegal’de bir kaç kez denenmesine karşın, askerler hiçbir zaman iktidara gelememişler. Ordunun demokrasiye bağlılığı, zaman içinde, Senegal için gurur kaynağı haline dönüşmüş.

 

Senegal’in Afrika Birliği dönem başkanlığına dair önceliklerinin başında, Batı Afrika’da halen iktidarda bulunan darbeci hükümetlerin, taahhüt edilen zamanda ve ertelemeye başvurmadan demokratik seçimleri düzenlemeleri geliyor. Bir yandan 2022 yılı şubat seçimlerini erteleyen, diğer yandan Rus Wagner unsurlarını ülkeye yerleştiren, daha da ileri giderek Fransa ile ilişkileri kopma noktasına getiren Mali’deki darbeci hükümet ile nasıl bir uzlaşı zemini bulunacak merak ediyorum. Fransız müdahale gücü yanında, Sahel bölgesinde konuşlanmış binlerce barış gücü askerinin mevcudiyetine rağmen, cihatçı terörün bölgedeki ilerleyişi durdurulamıyor. Mali  ile 500 kilometre ortak sınırı bulunan Senegal cumhurbaşkanı Macky Sall’ın işi hakikaten zor. Senegal’in üzerine eğilmesi gereken diğer önemli başlık aşı tedariki konusu. Covid19 ile mücadelede en etkili silah kabul edilen aşı konusunda  Afrika maalesef yine gerilerde kaldı. Kıta çapında aşılanma oranı ancak yüzde 10 seviyelerinde. Halen yabancı lisansla Güney Afrika’da aşı  üretiminin başladığını, bu yıl içinde Pasteur Enstitüsü ile ortaklık halinde Senegal’in de aşı üretimine başlayacağını biliyoruz.  Ancak bu iki ülkenin üretimi ile Çin ve Avrupa Birliği tarafından yollanan aşı stoklarının ihtiyacı karşılamaya yetmesi mümkün görülmüyor. Öte yandan, pandemi, tüm dünyada ekonomik gidişata zarar verirken, Afrika’yı daha fazla vurdu, kıta pandemi nedeniyle son 50 yılın en kötü resesyonunu yaşadı. Bu açıdan baktığımızda, uluslararası finans kuruluşlarının, Afrika ülkelerinin borçlarını silmeleri/ertelemeleri ve daha fazla kaynak sağlamaları yönündeki mücadele, Senegal dönem başkanlığının bir diğer önceliğini teşkil ediyor.

 

İki yıldır pandemi nedeniyle ertelenen Afrika-Avrupa Birliği  6. zirvesinin hazırlıklarını tamamlamak üzere AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in geçtiğimiz hafta Dakar’ı ziyaret etmesi, Brüksel’in, Afrika ile ortaklığına verdiği önemin kanıtı biçiminde algılandı. Bu defaki zirvenin dikkat çeken yanını,  Avrupa Birliği’nin, 10 yıl gecikmeyle, Çin’in “Yol ve Kuşak Projesi” çerçevesinde Afrika kıtasına yönelttiği devasa altyapı yatırımlarına  verdiği  karşılık oluşturacak. “Global Gateway- Küresel Geçit” adıyla, Brüksel  tarafından 2021 eylül ayında ana hatları duyurulan  bu iddialı girişim çerçevesinde, AB’nin resmi finans kuruluşları ve özel sektörün işbirliği halinde, 2027 yılına kadar 300 milyar euro tutarında dev bir yatırım paketi öngörülüyor. Bu meblağın yarısı Afrika’ya tahsis edilecek. Temiz enerji, ulaştırma ve internet altyapısı alanlarına öncelik tanınacak. Avrupa Birliği, bu girişimiyle, bir yandan da, emekleme aşamasındaki  Afrika Kıtasal Serbest Bölge uygulamasına destek sağlamış olacak.

 

Afrika kıtası üzerinde, ekonomik alanda, Çin’in gerisinde kaldığı rekabet yarışında, Brüksel’in, en nihayet kendisine yaraşır bir adım attığını söyleyebiliriz. 6. Zirve vesilesiyle öne çıkarılan bu finansal paketin, Fransa önderliğindeki Avrupa Birliği’nin, Sahel bölgesinde karşılaştığı askeri-siyasi kötüye gidiş ile örtüşmesi kaderin cilvesi olsa gerek. Mali’den çekilmek durumunda kalan Fransa ve diğer AB üyesi ülkelerin askerlerinin yol açtığı güvenlik boşluğunun  Ruslar tarafından memnuniyetle doldurulduğunu hep birlikte izliyoruz. Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya ve Mali’den sonra, Rusya’nın, 2022 yılında, Ukrayna örneğinde görüldüğü üzere, Gine (Konakri) ve Burkina Faso’ya yönelerek, batı dünyasını daha da endişeye sevk etmesi muhtemeldir.

İlgili Yazılar
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Subscribers