ETİYOPYA YUGOSLAVYA GİBİ DAĞILIR MI?

PAYLAŞ

Bir zamanlar, Afrika Boynuzu’nda, güvenlik ve istikrarın kalesi kabul edilen Etiyopya’nın asayiş durumu, geçtiğimiz haftalarda endişe verici boyutlara ulaştı. Geçen yıl kasım ayında Tigray’de başlayan iç savaş dalgası artık başkent Addis Ababa’yı tehdit edecek seviyelere yükseldi. 110 milyon nüfusuyla, bölgenin kilit ülkesi kabul edilen Etiyopya uçurumun kenarına iyice yaklaşmış durumda. Uluslararası toplumun, acilen, Afrika Birliği ile elele, çatışan tarafları aynı masaya oturtmak üzere azami baskıyı uygulaması zorunluluk arz ediyor.

 

Çatışmaların bir tarafında, Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray eyaleti ile eyaletin siyasi-askeri kuruluşu Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) var. Diğer tarafta ise, 2018 yılında ülke yönetiminin başına getirilen, Nobel barış ödüllü başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki federal hükümet bulunuyor. Etiyopya’yı, 1991 ila 2018 yılları arasında otoriter tarzda yöneten “dörtlü EPRDF koalisyonunun” lideri konumundaki TPLF, başkent ve diğer büyük şehirlerde yaygınlaşan sonu gelmeyen sokak gösterileri ve protestoların sonucunda, 2018 yılı içinde federal yönetimden çekildi ve Tigray’e döndü.

 

TPLF liderliğinin ricat etmesinin ardından, çeşitli federal kuruluşlarda görev yapan Tigray kökenli yöneticiler görevlerinden alındı, aleyhlerinde davalar açıldı. TPLF elitlerini Tigray yerel yönetiminden de uzaklaştırarak hakimiyetini daha da pekiştirmek isteyen Abiy Ahmet, bu eyalet sınırları içinde bulunan bir federal askeri birliğe yapılan saldırıyı sebep göstererek, geçtiğimiz yılın kasım ayında, federal orduyu bölgeye yolladı. 3 hafta süren çatışmaların neticesinde eyaletin yönetimini devraldı. Ancak, yılların silahlı gerilla deneyimine sahip lider kadroların önderliğinde, aylar içerisinde toparlanan TPLF savaşçıları, geçtiğimiz temmuz ayında başkent Mekelle’yi geri aldılar. Eyalette bulunan federal güçler ve onları destekleyen Eritre’li askerler geri çekildiler. 2020 kasımında patlak veren bu askeri hareketlilik nedeniyle, onbinlerce Tigray’li sivil evlerini terketmek zorunda kaldı, önemli bir kısmı Sudan’a sığındı. Tigray’de kıtlık ve açlık tehlikesi ortaya çıktı. Birleşmiş Milletler’in bölgeye göndermek istediği gıda yardımı konvoylarının, Addis Ababa’daki federal yönetim tarafından engellenmesi nedeniyle, Tigray’de patlak veren insani drama bugüne kadar son verilemedi. Tigray’de sivillerin halen yaşadığı derin sıkıntı, son defa Dünya Sağlık Teşkilatının Tigray kökenli Etiyopyalı başkanı Dr Ghebreyesus tarafından tüm dünyaya duyuruldu.

 

Federal makamların, uluslararası yardım kuruluşlarının yaptığı tüm çağrılara kulaklarını tıkayarak, Tigray’e uyguladıkları ambargoyu ve tüm diğer kısıtlamaları ısrarla sürdürmeleri üzerine, karşı atağa geçen Tigray güçleri, iki komşu eyaletin (Afar ve Amhara) topraklarına girdiler. Sahadaki askeri dengelerin ve moral üstünlüğün temmuz sonundan itibaren  Tigray güçleri lehine değişmesi doğrultusunda, federal orduya mensup askerler Amhara’daki yerleşim birimlerinin savunulmasında zorlandılar ve tedricen geri çekildiler. Geçtiğimiz hafta, Tigray askerlerinin bir süredir kuşattıkları, stratejik öneme sahip iki şehirin düşmesi üzerine, ülke içinde ve dışında alarm zilleri çalmaya başladı. Addis Ababa’yı, Cibuti’ye bağlayan karayolu üzerinde bulunan Dessie ve Kambolcha şehirlerinin TPLF ekibinin eline geçmesi uluslararası basında yankı buldu. Tigray liderliği, bu hamleyle, bir yandan, Cibuti’den gelen Addis Ababa istikametindeki karayolu ulaşımını durdurabilecek konuma yükseldi, diğer yandan, bu şehirlerin sadece 400 km güneyinde bulunan federal başkenti tehdit etmeye başladı. TPLF yetkilileri, Addis Ababa’nın kuşatılması ve düşmesi sözcüklerini telaffuz etmeye başladılar. Sözkonusu vahim gelişmeler üzerine, Abiy Ahmed, ülke çapında sıkıyönetim ilan etti. Ülkenin ve başkentin savunulması amacıyla halkı silahlanmaya ve askeri hazırlıklara katılmaya çağırdı.

 

Etiyopya, 2021 kasım ayı ortasında, tarihi bir yol ayrımında duruyor. Bir tarafta uçurum var, kaosa, anarşiye ve ülkenin parçalanmasına gidiyor. Diğer tarafta ise müzakereler var, kaostan çıkılması, iç savaşa son verilmesi, demokrasi, kalkınma ve istikrar istikametine geri dönülmesi seçeneği sözkonusu. 110 milyon nüfuslu Etiyopya’nın kaderi ve geleceği, inanılması güç ama, maalesef 2 istihbaratçının ellerinde : Bir yanda, Nobel ödüllü, “reformcu”, genç başbakan Abiy Ahmed. Diğer yanda, yılların kurt istihbaratçısı, gerillası ve komutanı Debretsion Gebremichael. Allah ikisine de akıl fikir verir inşallah.

 

Türkiye’den izleyebildiğimiz kadarıyla, başta ABD olmak üzere, uluslararası toplum, Afrika Birliği ile istişare halinde, hem Addis Ababa’ya, hem de TPLF liderliğine, ateşkes ilan edilmesi ve ardından masaya oturulması yönünde “acil mahiyetli” çağrılarını tekrarlıyor. ABD’nin Afrika Boynuzu temsilcisi Jeffrey Feltman’ın, kasım ayı başında bölgeyi ziyaretle, hem Etiyopya, hem Afrika Birliği’nin en üst düzey yetkilileri ile Tigray krizini ele aldığını biliyoruz. ABD dışişleri bakanı da haftaya Afrika’ya gidiyor. Nairobi’de yapacağı görüşmelerde, Etiyopya krizinin de görüşüleceği bakanlık sözcüsü tarafından açıklandı. Vaşington, Addis Ababa’ya ve Mekelle’ye, bir yandan da sopayı gösteriyor, ateşkese yanaşmadıkları takdirde yaptırımların yolda olduğuna dikkat çekiyor. Etiyopya’nın, ABD’ne engelsiz ihracat yapmasını sağlayan AGOA anlaşmasından çıkarılabileceğini hatırlatıyor.

 

Tigray krizinin çözüm sürecinde en önemli husus “Afrika’nın Sorunlarına Afrika çözümleri getirilmesi” prensibidir. 2011 Libya krizinde yaşandığı üzere  Afrika’nın dışlanmaması esastır. Nijerya’nın önceki devlet başkanlarından Olesegun Obasanjo’yu Tigray krizinin çözülmesi amacıyla arabulucu atayan Afrika Birliği’nin çözüm arayışlarının ön saflarında yer alıyor olması bu açıdan sevindiricidir.

 

Tigray güçlerinin halen  ittifak yaptıkları Oromo’lu savaşçılarla (OLA-Oromo Liberation Army) birlikte Abiy Ahmed hükümetini aylar içerisinde devirmeleri hayal ürünü bir olasılık değildir. Ancak günümüzde Etiyopya’yı oluşturan halkların tamamı (7 milyon Tigray’li hariç) bakımından bu ihtimal bir kabus senaryosu niteliğindedir. 27 yıl ülkeyi demir yumruğuyla yöneten TPLF’ nin bir kez daha Addis Ababa’daki koltuğa oturmasına diğer Etiyopya halkları rıza göstermez. Etiyopya halklarının farkında olmadıkları husus, akibetlerinin, giderek çeyrek asır önce dağılan Yugoslavya’yı akıllara getirmesidir. Aralarındaki gerginlikler, dağılan Balkan devletinin halkları arasındaki nefret ilişkilerini hatırlatmaktadır.

 

Etiyopya’nın yaşamakta olduğu iç savaştan ve siyasi krizden çıkması bakımından her iki tarafın atması gereken adımlar üç aşağı beş yukarı bellidir :

 

– Öncelikle Tigray’e uygulanan insani yardım ambargosu ve tüm diğer kısıtlamalar acilen kaldırılmalıdır
– Eşzamanlı biçimde Tigray güçleri bölgelerine geri dönmelidir
– TPLF’ nin terörist gurup ilanı iptal edilmeli, yasal siyasi parti statüsü iade edilmeli, Tigray’de eylül ayında yapılan yerel seçim sonuçları kabul edilmeli, yapılamayan federal seçimlerin düzenlenmesine müsaade edilmelidir
– Batı Tigray’de bulunan Amhara güçleri ve Eritre askerleri geri çekilmeli, Tigray-Amhara ilişkilerini zehirleyen bu tarihi sorun için, ileri dönemde, özel bir barış planı geliştirilmelidir

 

Türkiye, Osmanlı döneminden itibaren, Etiyopya ile dost ve kardeş ilişkiler içinde bulunmuştur. Etiyopya en çok yatırım yaptığımız Afrika ülkesidir. Abiy Ahmed yönetimi Ankara’ya güvenmekte ve yanında görmek istemektedir. Ancak Etiyopya’da iç savaşın sona erdirilmesi ve ülke bütünlüğünün korunması birinci önceliktir. Ülkemizin, Afrika Birliği ile elele, yukarıdaki şartların taraflarca kabul edilmesi yönünde gayret göstermesi, başarıyla uyguladığımız ve hayli takdir gören Afrika politikamıza daha uygun düşecektir.

İlgili Yazılar
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Subscribers