Önemli bir göç ülkesi haline gelen Almanya’da Angela Merkel’in 16 yıllık Şansölyeliği de sona eriyor. Merkel, İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman demokrasisinin göreve getirdiği, sevilen, takdir edilen, alçakgönüllü ama kararlı bir devlet insanı idi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ülke yönetimine seçilen Konrad Adenauer, Willy Brandt, Helmut Schmidt gibi, ülkelerine saygınlık kazandıran devlet adamlarının arasına onu da rahatlıkla katabiliriz.
Nazi döneminde Alman demokratları ve aydınları
Kitapta, Türkiye’ye o dönemde sığınan Almanlar için doğru biçimde “sığınmacı” tanımı kullanılıyor. Günümüzde gelişi
Reuter’in Türkiye yılları, Avrupa’yı Nazi saldırganlığının kasıp kavurduğu, ardından İkinci Dünya Savaşının yaşandığı korkunç döneme rastlıyor. Türkiye bu dönemde dikkatli ve ilkeli bir tarafsızlık
Reuter Ankara’ya geldiği ilk günlerde hemen Türkçe öğrenmeye başlamıştı. Üniversitede, uzmanlık alanı olan şehircilik konusunda derslerini Türkçe vermiş, birkaç yıl içinde yeni Türk şehirciliğinin kurucusu olmuştu. Ankara’da yaşadığı sürece Atatürk’ün devrimci bir girişimle modernize ettiği genç Cumhuriyet’i daha iyi anlamış ve sevmişti.
İkinci Vatan Türkiye kitabına günümüzdeki gelişmeler açısından baktığımızda, bize ilginç gelebilecek bazı hususlar da görebiliyoruz. Kitapta, Alman toplumunun kara
Oysa Hitler’den kaçan ve böyle düşünmeyen pek çok Alman vardı. Sosyal Demokrat görüşe sahip Reuter’in arzusu, Alman toplumunun İkinci Dünya Savaşından olgunlaşmış, suçunu kabullenmiş, kötülüklerden arınmış halde çıkması yönündeydi. Bu nedenle Reuter, Ankara’da bulunduğu dönemde, çeşitli ülkelerdeki Alman sığınmacıları Nazi rejimine karşı bir araya getirmeyi düşünmüştü. 1943 yılında Ankara ve İstanbul’daki arkadaşlarıyla beraber bir toplantı yaparak, diğer ülkelerde yaşayan sığınmacıların dikkatini çekmek,onları Nazi rejimi çöktükten sonra Almanya’nın nasıl inşa edileceği konusunda aydınlatmak amacıyla “Alman Özgürlük Birliği”ni oluşturmak istedi. Bu amaçla, Amerika Birleşik Devletlerine sığınan Nobel ödüllü ünlü Alman yazar Thomas Mann’a bir mektup yazarak, ondan sığınmacıları bir araya gelmeye davet eden bir çağrıda bulunmasını istedi. Fakat Mann bu önerinin yararına pek inanmıyordu; Reut
Savaş bittiğinde Ernst Reuter Almanya’ya dönmeye karar verdi. 1946’da Türkiye’den ayrılarak Berlin’e gitti. Batı Berlin’e yüksek bir çoğunlukla (% 64,5) Belediye Başkanı seçildi. 1951’de seçimi tekrar kazandı. 1953’te görevinin başında vefat etti.
Savaş sonrasında Almanya, Reuter’i ve Mann’ı haklı çıkararak, demokrasi, özgürlük ve hukukun üstünlüğü yolunu seçti, bu yolda ilerledi. Baskı ve savaştan kaçan diğer ülkelerden sığınmacıları zaman zaman kendisi de ülkesine kabul etti.
Kendisine ve ailesine kucak açan ülkenin gösterdiği yakınlığa ve misafirperverliğe her zaman için minnet duyan, orada hüsnükabul
“İnsan bu ülkede çok şey öğreniyor…Hayatı telaş içinde geçen biz Avrupalılar burada bilge oluyor; bazı şeylerle arasına mesafe koymayı, sabırlı olmayı, istenirse karmaşık konuların bu ülke insanlarının yaptığı gibi çok kolayca çözümlenebileceğini de öğreniyoruz.”


