Batı ve Orta Afrika’da Seçim ve Siyaset Manzaraları*

PAYLAŞ

Batı Afrika, 2020 Ağustos ayında Mali’de meydana gelen darbe haberleri ile öne çıktı. Kasım-Aralık aylarında ise 6 Afrika ülkesinde düzenlenen hassas seçimler dikkati çekti. Gine (Konakri), Fildişi Sahili, Burkina Faso ve Gana’da seçimler tamamlandı, sonuçlar onaylandı. Gana hariç, bu seçimler gergin koşullarda ve çatışma ortamlarında gerçekleşti. Kampanya dönemlerinde ve seçimler sırasında kayda değer can kayıpları yaşandı. Gine ve Fildişi Sahili seçimlerinde, 2 dönem başkanlık yaptıktan sonra, 3. kez seçimlere katılan eski başkanlar içeride ve dışarıda eleştirilere hedef oldular. Özellikle Gine cumhurbaşkanı Alpha Conde, koltuğuna yapışan ve ölünceye kadar başkanlık yapmakta ısrarlı politikacı profiliyle yoğun biçimde eleştirildi. Burkina Faso’da gerçekleşen seçimlerde, ülkenin kuzeyine hakim olan cihatçı gruplar nedeniyle, halkın çeyreği sandık başına gidemedi, ülkenin kalanında kullanılan oylarla yetinilmek zorunda kalındı. Neyseki olumsuz güvenlik koşullarına rağmen seçimler tamamlanabildi; mevcut devlet başkanı Roch Marc Christian Kabore koltuğunu korudu. Yüksek Seçim Kurulu ve Afrika Birliği  gözlemci heyetinin seçim sonuçlarını onaylamasıyla birlikte, ülkenin ve bölgenin istikrarı açısından önemli bir engel aşılmış oldu, bu gelişme komşu başkentlerde de memnuniyet uyandırdı.

 

Batı Afrika’nın hızla büyüyen, 1992 yılından itibaren istikrarlı demokrasisi ve çok partili seçim geleneği ile öne çıkan ülkesi Gana’da, en kuvvetli iki rakip politikacı ve başkan adayı, seçimlerden önce basının önüne birlikte çıkıp  kışkırtıcı beyanlardan kaçınacaklarını ve Seçim Kurulunun sonuçlarına itirazda bulunmayacaklarını seçmenlere duyurarak, Gana’nın bölgenin demokrasi lideri olduğunu adeta kayda geçirdiler (Gerçi seçim sonuçları mevcut başkan Nana Akufo Addo lehine cüzi bir farkla sonuçlanınca rakibi sonuçlara itiraz etmeden yapamamıştır).

 

Seçim sırası 27 Aralık pazar günü Nijer ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ne geldi. Sözkonusu 2 eski Fransız sömürgesinde, seçim koşulları ve atmosferi hayli zıt durumda. Nijer’de seçim kampanya dönemi nispeten sükunet ve barış içinde tamamlanırken, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde, kaos, karmaşa, gerilim ve belirsizlik hakim. Ülkenin başkent dışındaki bir çok bölgesini  kontrol altında tutan silahlı grupların seçimleri engelleme niyetleri rahatsızlık veriyor. Nijer halkı ülkenin büyük bölümünde güven içinde oylarını kullanırken, Orta Afrika Cumhuriyeti seçmenleri, güvenliğin sağlanabildiği alanlarda,  endişe ve korku içinde sandık başına gittiler.

 

Gine cumhurbaşkanı Alpha Conde 82 yaşında. Geçtiğimiz mart ayında ülke içinden ve dışından gelen bütün itirazlara ve uyarılara rağmen, pandemi koşulları altında, parlamento seçimleri düzenlenmesinde ısrarcı oldu. Zira amacı, seçimlerle eşzamanlı biçimde, iki dönemden fazla başkanlık yapılmasını kısıtlayan anayasa değişikliğini gerçekleştirecek referandumu da bu vesileyle araya sıkıştırmak idi. Neticede, düşük katılıma rağmen, yaşlı başkan Parlamentoda çoğunluğu elde etti ve referandum sayesinde 6 ay sonra yapılacak başkanlık seçimlerine katılmaya hak kazandı.

 

Kakao üretiminde dünya lideri 25 milyon nüfuslu Fildişi Sahili, Nijerya ve Gana’nın ardından Batı Afrika’nın en büyük ekonomisidir. 2 dönem boyunca gerçekleştirdiği başarılı icraatlarla ülkesini yukarılara taşıyan başkan Alassana Ouattara, geçtiğimiz bahar aylarında tekrar aday olmayacağını duyurarak büyük takdir topladı. Siyasi gözlemciler, o dönemde, demokrasi zemininde Alpha Conde’yi kötü örnek, A. Ouattara’yı ise iyi örnek şeklinde haberlere taşıdılar. Ancak, Ouattara ve partisinin aday gösterdiği başbakan Amadou Gon Coulibaly temmuz ayında kalp krizinden hayatını kaybedince, başkan bu defa fikir değiştirerek seçimlerde tekrar aday olmaya karar verdi. Böylelikle topladığı takdirin bir kısmı buhar olup uçuverdi.

 

Burada, tabiatıyla, A.Ouattara ile A. Conde’yi bir kefeye koymanın yanlış olacağına işaret edelim. 2010 yılında, aylar süren bir seçim kaosunu takip eden ve 3 bin kişinin hayatını kaybettiği bir iç savaşın ardından, Fildişi Sahili’ni düştüğü çukurdan çıkararak ülkesini tekrar eski gücüne ve refah seviyesine yükselten A. Ouattara’nın adının, koltuk müptelası, yaşlı, muhteris, kurt politikacı Alpha Conde ile birlikte anılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.

 

İç savaş döneminde Abidjan’daki Büyükelçiliğimiz yeni açılmıştı. Büyükelçi Yalçın Kaya Erensoy henüz otelde kalıyordu. A. Ouattara’yı destekleyen Guillome Soro önderliğindeki milis güçler (Forces Nouvelles), seçim sonuçlarını kabul etmeyen cumhurbaşkanı Laurent Gbagbo’yu görevden uzaklaştırmak üzere, ülkenin kuzeyinden Abidjan’a kadar ilerlediler, BM barış gücü ve özellikle Fransız askerlerin desteğiyle, haftalar süren şehir savaşını kazandılar. İnatçı Gbagbo sonunda teslim olmak zorunda kaldı. O dönemde büyükelçimizin kaldığı Lübnan oteli önündeki bayrağımızın bulunduğu direğe füze isabet ettiğini, günlerce suyu akmayan otelde Erensoy’un havuz suyundan çay demlemek zorunda kaldığını, yıkayamadığı için saçlarını üç  numara traş ettiğini, nihayetinde, BM Barış Gücünde görevli Pakistan’lı komutanın yardımlarıyla otelinden BM karargahına tahliye edildiğini unutmuyorum.

 

Nüfusu 25 milyona yaklaşan Nijer’de, hafta sonu (27 aralık) düzenlenen seçimler neticesinde, ülke siyasi tarihinde ilk kez seçilmiş bir cumhurbaşkanı (Mahamadou İssoufou) iktidarı seçimle gelecek bir başka politikacıya devretmiş olacak. 60 yaşındaki sosyalist lider M.İssoufou ve partisi (Demokrasi ve Sosyalizm için Nijer Partisi) tarafından aday gösterilen, bir dönem dışişleri bakanı, bir dönem içişleri bakanı olarak görev yapan, partinin kurucularından, sendikacı-öğretmen Mohammed Bazoum, seçimleri muhtemelen (belki de ilk turda) kazanacak. Zira, muhalefet dağınık ve parçalanmış durumda. 30 kadar başkan adayının aralarında önceki dönemlerden başkanlar ve   başbakanlar bile var. Eski Fransız sömürgesi Nijer 60 yıldır kalkınamayan ülkelerden. Halkın yüzde 40’ı fakirlik sınırı altında yaşıyor. Sahra-Sahel kuşağında son 10 yıldır faaliyet gösteren cihatçı gruplar, Mali ve Burkina Faso seviyesinde olmamakla birlikte, Nijer’deki  hedeflere de saldırılar gerçekleştirerek can kayıplarına yol açıyorlar (El-Kaide’ye bağlı JNİM, DAEŞ bağlantılı İSGS ve Nijerya merkezli Boko Haram). Nijer’in kalkınması önündeki  bir diğer güçlük ise hızla artan nüfusudur. Bu alanda dünya lideri konumundaki Nijer’de, kadınlar ortalama 7 küsür çocuk yapmakta olup bu oran her sene artış eğilimindedir.

 

Yazımıza konu en zor ve karmaşık ülke Orta Afrika Cumhuriyeti’nde (OAC) hafta sonu (27 aralık 2020) başkanlık ve parlamento seçimleri düzenlenmiştir. Seçim gününde, uzak bölgelerde, seçmenlerin korkutulması ve sandıkların bulunduğu merkezlerde rahatsızlık yaratılması amacıyla bazı saldırılar gerçekleştirilmiştir. Hükümet çevreleri ve BM temsilcileri, alınan yaygın güvenlik önlemleri sayesinde kötü niyetli girişimlerin seçimlerin sonucunu etkileyecek boyutlara ulaşmadığını vurgulamıştır.

 

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde bugüne kadar 5 darbe yapıldığını biliyoruz. Son darbe, 2012 yılında, kendisi de 2003 yılında darbeyle gelen François Bouzize’ye karşı “Seleka” olarak adlandırılan, Çad ve Sudan sınırına yakın, ülkenin kuzey-doğusunda yaşayan silahlı müslüman gruplar tarafından gerçekleştirilmiştir. 2013 yılı boyunca ülke, Hristiyan silahlı gruplar (Anti-Balaka) ile Seleka’cılar arasındaki kanlı mücadeleye sahne olmuştur. Uluslararası toplumun müdahalesiyle 2015 yılında yeni anayasa kabul edilmiş, seçimler düzenlenmiş ve Bouzize döneminin başbakanı Faustin-Archange Touadera cumhurbaşkanı seçilmiştir. 2016 yılından itibaren ülkede silahlı çatışmalarda bir düşüş yaşansa da, farklı silahlı gruplar bölgelerinde hakimiyetlerini korumuşlardır. 12 bin kişilik Barış gücü (MİNUSCA) ve OAC ordusu bu güç dengesini tersine çevirememiştir. Afrika’ya geri dönmek üzere hazırlıklarını tamamlayan Rusya 2017 yılında, BM Güvenlik Konseyi’nin de onayıyla, ülke ordusuna askeri eğitim verilmesi amacı çerçevesinde, OAC üzerinde etkili yabancı aktörler arasına dahil olmuştur. 2016 yılında yılında başkan seçilen ve göreve bir dönem daha devam etmeye talip olan Touadera’nın en büyük destekçisi Rusya’dır. Tabiatıyla, Avrupa Birliği ve özellikle Fransa’nın, OAC’nde, her alanda, en etkili güçler arasında bulunduğu akılda tutulmalıdır.

 

2019 şubat ayında, Afrika Birliği, Merkezi Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (CEEAC), BM ve Rusya’nın aracılığıyla, OAC hükümeti ile 14 silahlı grup arasında, Sudan’da barış anlaşması yapılmıştır. Silahlı gurupların, silahlarını bırakarak orduya dahil edilmelerini öngören anlaşmadan (DDR programları) bazı bölgelerde sonuç alınmış, diğerlerinde gecikmeler yaşanmıştır. Grupların kendi aralarındaki mücadeleye ve hükümet güçleriyle çatışmalarına bir türlü çare bulunamamıştır. İşte seçimler bu koşullar altında düzenlenmektedir. 27 aralık seçimleri başarıyla sonuçlanırsa (sonuçlara itiraz edilmezse)  ülke, muhtemelen, barış ve istikrar yoluna yönelecektir; aksi olursa, yani çatışmalara ve gruplaşmalara yol açarsa, ülke tekrar iç savaş yaşayabilecektir.

 

Seçimlerin başarısını etkileyen önemli gelişmelerden biri de  eski başkan Bouzize’nin 2020 başlarında sürgünden ülkeye geri dönüşü olmuştur. Anayasa mahkemesinin aralık ayı başında Bouzize’nin başkan adayı olmasının uygun görülmemesi kararının ardından, eski başkanın, bazı silahlı grupları arkasına alarak seçimlerin ertelenmesi yönünde çabalara destek vermesi, gerek  hükümetin, gerek uluslararası toplumun işini daha da zorlaştırmıştır.

 

27 aralık 2020 seçimleri, 2000’li yıllardan itibaren, Güney Sudan ve Somali ile birlikte, Afrika’nın en sorunlu ülkeleri arasındaki yerini muhafaza eden OAC’nin, barış ve istikrara mı, yoksa iç savaşa mı doğru yönelmesinde çok kritik bir aşama teşkil etmektedir.

 

*Bu yazı 29 Aralık 2020 tarihinde  T24’de yayınlanmıştır.

 

İlgili Yazılar
Subscribers