Yanlışlardan Ders Çıkarabilmek Erdemdir: Fransa ve Ermenistan Örnekleri*

0
PAYLAŞ

Azerbaycan, 30 yıl önce komşusu Ermenistan tarafından işgal edilen topraklarını, 2020 Eylül ayı sonunda başlattığı başarılı askeri harekat sonucunda kurtararak ülkesinin toprak bütünlüğünü tekrar sağladı. Askeri yenilginin kaçınılmazlığını kavramasıyla, Ermenistan yönetimi, daha fazla zayiat vermemek üzere, Rusya tarafından önerilen ateşkesi ve barış planını, 10 kasım 2020 tarihinde kabul etmek zorunda kaldı. Bu şekilde, Dağlık Karabağ’ın civarındaki 7 yerleşimin tamamı, Aralık ayı başı itibarıyla, Azerbaycan’ın hakimiyetine geçti. Dağlık Karabağ’ın, Azeri ordusu tarafından kontrol edilen güneyi dışında kalan bölgede ve “Özerk Bölgenin” Ermenistan ile bağlantısını sağlayan Laçin koridorunda, güvenliğin 2 bin Rus askeri tarafından sağlanması üzerinde mutabakata varıldı.

 

Söz konusu askeri gelişmeler, yanlış bilgilendirilen Ermeni halkını sokaklara döktü. Yenilginin sorumlusu kabul edilen başbakan Paşinyan, öfke selinin, hatta şiddete varan protestoların hedefi haline geldi. 2020 nin sona erdiği bu gergin ve hassas dönemde, Ermenistan yönetimi, muhalefetiyle birlikte tüm kanaat önderleri bir arada, yaşanan büyük travmayı geride bırakarak, ülkelerini, barışa, güvenliğe, huzura ve refaha kavuşturacak siyasi kararlar üzerinde uzlaşabilecekler mi? Daha doğru ifadeyle, yapılan tarihi yanlışı kabul ile, musibetten gerekli dersi çıkarabilecekler mi? Ermeni siyasetçiler 1990 başlarında ıskaladıkları, iyi komşuluğu, barışı, istikrarı ve bölgesel işbirliğini bu defa da atlayacaklar mı?

 

Türkiye, Ermenistan’ı, 1991 yılında, SSCB’nin dağılması sonrasında bağımsızlıklarını ilan eden diğer Orta-Asya ülkeleri ile birlikte tanımış ve ayrım yapmamıştır. Ermenistan ile diplomatik ilişkiler kurulmasını da arzu eden Ankara, bu yöndeki temaslardan, Erivan’ın, 1915 olaylarının soykırım olarak tanınması faaliyetlerine uluslararası platformlarda devam edeceğinin anlaşılması, ayrıca iki ülke arasındaki sınırı belirleyen anlaşmaların (Kars ve Moskova anlaşmaları) geçerliliğini teyit etmekten kaçınmayı sürdüreceğinin görülmesi üzerine frene basmıştır. Bununla birlikte, Ankara, iyi niyetle hareket etmeye devam etmiş, iyi komşuluk ilişkileri kurmak amacıyla sınır kapısını açmış, kıtlık yaşayan komşusuna buğday yollamıştır. SSCB yıkılış sürecinde yaşanan kaos ortamının katkılarıyla, 1988 sonlarından itibaren Ermeni-Azeri çekişmesine sahne olan Dağlık Karabağ’ı ele geçiren Ermenilerin, bu sorunlu ve tartışmalı özerk bölge dışındaki mücavir Azerbaycan şehirlerini işgale yönelmeleri üzerine, Türkiye komşusuna yönelik tüm ulaşımı durdurmuş ve 1993 Nisan ayında sınır kapısını kapatmıştır. Ermenistan’ın, Karabağ’ın tamamını ve etrafındaki 7 Azeri yerleşimini (rayon) işgal etmesinin ardından 1994 yılı Mayısında Bişkek’te (Kırgızistan) ateşkes imzalanmıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve diğer ilgili kuruluşların aldıkları kararlara ve yaptıkları çağrılara rağmen, Ermenistan, 30 yıl süreyle, yüzde 20’sini işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çıkmamış ve evlerini terk etmek zorunda kalan bir milyon Azerinin dönüşüne müsade etmemiştir. Ta ki… Azerbaycan ordusu önünde 2020 sonbaharında uğradığı askeri yenilgiye kadar.

 

Türkiye, ateşkes sonrasında, bir yandan, başta AGİT olmak üzere çeşitli uluslararası forumlarda, Ermenistan’ın işgal ettiği Azeri topraklarından çekilmesi için çok taraflı mücadelesine devam etmiş, diğer yandan, Erivan yönetimi ile temaslarını koparmayarak, komşusu ile ilişkilerini normalleştirmek amacıyla çabalarını sürdürmüştür. İki ülkenin dışişleri bakanları bu zeminde bir çok kez bir araya gelmişlerdir. 2008 yılında Ermenistan cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın Türkiye-Ermenistan milli maçını izlemek üzere Abdullah Gül’ü Erivan’a davet etmesi, 2009 yılında Sarkisyan’ın maçın rövanşı için Bursa’ya gelişi, iki ülke arasında normalleşme adımlarını hızlandırmış, nitekim ABD basınında iki ülkenin sorunlarını çözme yolunda ilerlediklerine dair haberler yayınlanmıştır. Böylesi bir ortamda, 2009 Ekim ayında, İsviçre’nin arabuluculuğu, ABD ve AB’ nin ciddi destekleriyle, Ankara ve Erivan arasında, diplomatik ilişki kurulması ve ikili ilişkilerin geliştirilmesini öngören Zürih protokolleri imzalanmıştır. Ermenistan muhalefeti ve diaspora soykırımın tartışmaya açıldığı gerekçesiyle protokollere karşı gelmiş ve hükümeti geri adım atmak zorunda bırakmıştır. Gelişmelerden memnun kalmayan Azerbaycan’ın girişimleriyle, Türkiye’deki muhalefet de protokolleri eleştirmeye başlayınca, AKP hükümeti Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden sınır kapısının açılmayacağını duyurmuş, ardından Aliyev’i bu yönde ikna etmek üzere başbakanın Bakü’yü ziyaret etmesi neticesinde, protokoller her iki ülkenin de gündeminden düşmüştür.

 

Gelelim Fransa’ya. Ermeni diasporasının en güçlü ve etkili olduğu ülkeler ABD ve Fransa’dır. Yarım milyon Ermeninin yaşadığı Fransa’da, Ermeni lobisi, ülke politikacılarını 1915 olaylarınının soykırım olduğu konusunda yıllar önce ikna etmiş olup soykırım inkarının cezalandırılması için yasa çıkarılması yönündeki çabalarına 10 yıldır devam etmektedir. Dağlık Karabağ sorununun çözümünden sorumlu AGIT Minsk grubu eş-başkanı koltuğunu koparan Fransa, statüko Erivan’ın lehinde olduğu cihetle, çözüm yolunda yıllarca kılını kıpırdatmamış, Eylül ayı sonunda patlak veren Ermeni-Azeri savaşı sırasında ise, her fırsatta Bakü’yü ve Ankara’yı eleştirmekten geri durmamıştır. Ermenistan’da yaşayan 3 milyon Ermeniyle ilgili kararlarını Fransa’daki Ermeni lobisinin yönlendirmesiyle oluşturan Paris yönetiminin, bugün Ermenistan’da yaşanan hezimet ve kaosda payı (belki de sorumluluğu) olduğu inkar edilebilinir mi? Geçen hafta, önce Fransız Senatosu, ardından Meclisi, Fransa’nın Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını tanımasını tavsiye eden bir kararı kabul ettiler. Bu acayip kararın Dağlık Karabağ Ermenilerine ne fayda sağlayacağını anlamak pek müşkül. Barışa, huzura ve istikrara bir katkısı olmayacağı da muhakkak. Fransa’nın özeleştiri yapmaya niyeti olmadığı, yanlışlardan ders çıkarmayacağı, bu akla zarar siyasi karardan anlaşılıyor.

 

Ermenistan, bağımsızlık sonrasında, Rusya’ya sırtını dayayarak, komşularıyla anlaşmazlıklarını derinleştirip kendisini bölgesel işbirliğinden tecrit ederken, Azerbaycan, 1994 ateşkes anlaşması ertesinde, dikkatini ülkesinin enerji kaynaklarının değerlendirilmesine yöneltmiş, Türkiye ve Gürcistan ile geliştirdiği örnek bölgesel işbirliği çerçevesinde, ülkede çıkarılan petrol ve doğalgazı, 2006 yılından itibaren, Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ihraç etmeye başlamıştır. Ekonomisinin güçlenmesiyle birlikte, Türkiye’nin işbirliği ve desteğiyle, İsrail’in katkılarıyla, ordusunun imkan ve kabiliyetlerini azami seviyeye çıkaran Azerbaycan, Rusya’dan yeşil ışığı aldıktan sonra, 27 Eylül günü, ateşkes ihlali gerekçesiyle başlattığı askeri harekatla, 2800 şehit vererek, 45 gün içinde işgal edilen topraklarını geri almaya muvaffak olmuştur. Azerbaycan, Gürcistan’ın benimsediği Rus karşıtlığından, Ermenistan’ın benimsediği “Rusya’nın otlağı” konumundan uzak durmak ve Moskova ile mesafeli ancak dengeli bir politika izlemek suretiyle hedeflerine ulaşmıştır. Rusya’nın, 10 Kasım tarihli ateşkes ve barış anlaşmasıyla Kafkaslara daha güçlü biçimde yerleştiği dikkate alındığında, muzaffer Aliyev’in, dış politikada, 2021 yılından itibaren yeni bir sayfa açmasının zamanı geldiği kabul edilecektir. Bu yeni dönemde, Bakü’nün, Kafkaslar’ın tamamında, barış, işbirliği ve istikrara dönüşü sağlayacak politikalara öncelik vermesi önem taşımaktadır. Milli gururu kırılmış, siyasi kaosa düşmüş Ermenistan’a yukarıdan bakmak iyi komşuluk ilişkileriyle bağdaşmaz. Kafkaslar’da bölgesel işbirliği kapılarının Erivan’a da açılması, barış, huzur, refah ve demokrasinin bölgeye dönüşü için en uygun reçetedir.

 

Azerbaycan işgalinin sona ermesiyle birlikte, Türkiye komşusu Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmeye ve geliştirmeye hazır olduğunun işaretini vermiştir. Zürih protokollerinin raflardan masa üstlerine taşınması Ermeni tarafının yanlışı analiz ve ders çıkarma yeteneğine bağlıdır.

 

Bugün artık top Ermeni halkının sahasındadır. Bağımsızlıktan itibaren niye barış, huzur ve refaha kavuşamadıklarını sorgulama zamanı gelmiş, Fransa’dan ve diğerlerinden medet umma zamanı geçmiştir. Diaspora ve Taşnak Partisinin savunduğu, tarihi kin ve nefrete dayalı yayılmacı, çatışmacı Ermeni milliyetçiliği, Ermeni halkına sadece, acı, keder ve gözyaşı getirmiştir.

 

*Bu yazı 10Aralık 2020 tarihinde T24’de yayınlanmıştır

 

İlgili Yazılar