Körfez Ülkelerinde Gıda Güvenliği: “Bolluk İçinde Darlık”

Meryem Sena Özgüven, TOBB-ETU, U.İ.B.


2008 Küresel Ekonomik Krizi dünya finansını altüst etti. Krizden en çok ABD etkilenirken Avrupa ve dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ekonomi darbe aldı. Ancak kriz Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerini[i] dünyanın geri kalanı kadar sert vurmadı; krizle birlikte küresel çapta finans sisteminin risk algılaması artması sonucunda kredi veren kurumlar standartları sıkılaştırdı, likiditenin azaldı, petrol fiyatları düştü, Körfez İşbirliği Konseyinin(KİK) dış ve fiskal fazlası ciddi oranda düştü, borsa ve emlak piyasası düştü, 2008 sonunda değeri yaklaşık 2,5 trilyon Amerikan doları olarak tahmin edilen projelerin değeri 2009 sonunda 575 milyar Amerikan doları değer kaybetti[ii]. Bunlara rağmen KİK ülkeleri bu değerleri dengelemeyi başarmış, ekonomik krizi darbe almadan ve dersler çıkartarak atlatmıştır. Bunu 2003-08 “petrol fiyatları patlaması” sırasında biriktirdikleri rezervler sayesinde harcamayı yüksek tutup sermaye ve likidite enjeksiyonları yaparak başardılar. Bu uygulamalar KİK ülkelerinin büyümesinin devamlılığını sağlamakla beraber hem bölgede yayılma etkisi yapmış hem de kriz döneminde küresel talebi yüksek tutarak dünya ekonomisine de can vermiştir[iii].

Ancak kriz KİK ülkelerinin bazı yapısal eksikliklerini ortaya çıkararak bu ülkelerin yönetimlerinin tekrar gündemine taşıdı. 2008 Küresel Ekonomik Krizi sırasında yiyecek fiyatlarının artması ve yiyecek ihraç eden ülkelerde de yiyecek kıtlığı yaşanabileceği endişesiyle ihraç kısıtlamaları getirilmesiyle, yiyecek ihtiyacının tamamına yakınını ithal eden KİK ülkeleri bu durumdan ciddi tehdit algıladı. 1970’lerde OPEC Kriziyle KİK ülkelerinin hedeflerine yerleşen sürdürülebilir gıda güvenliği ve gıdada kendine yeterlilik, 2008 Kriziyle birlikte tekrar KİK önceliklerine girdi.

OPEC ülkeleri 1973’te ABD, Kanada, Japonya, Hollanda ve Birleşik Krallığa karşı petrol ambargosu uygulamaya başladı, bu dönemde Suudi Arabistan gibi KİK ülkeleri OPEC’in önde gelenleri arasındaydı ve ambargo onları yiyecek fiyatlarının yükselmesi şeklinde etkiledi[iv]. Bu dönemde gıdada kendine yeterlilik KİK ülkelerinin gündemine oturdu. Suudi Arabistan ambargodan aldığı bu tecrübe ve başka dâhili sebeplerden dolayı, 1970’lerin sonunda tarıma devlet teşvikiyle destek olmaya başladı. Bu dönemde Suudi Arabistan buğday üretimi, Rusya gibi buğday ihracatçısı ülkelerle eşitlendi, ancak çok geçmeden bu tarımsal üretim sürdürülebilirliğini sorgulatmaya başladı. Suudi Arabistan buğday üretebilmek için diğer buğday üreticisi ülkelerin harcadığının 5 katı su tüketiyordu, petrol gelirlerinin ise %20’sini tarıma teşvik için harcıyordu ve hedeflerinden biri olan Suudi vatandaşı istihdamını da sağlayamadı[v]. Suudi Arabistan’ın 2003’te Dünya Ticaret Örgütüne(DTÖ) girmesiyle tarıma teşvik vermesi yasaklandı ve tarıma daha elverişli ülkelerden ithal etmesine karar verildi[vi].

“Arap Baharı” olarak bilinen süreç de yine KİK ülkelerinin tehdit algısını yükselterek gıda güvenliğine yöneltti. Arap Baharı çevre ülkelerinin çalkantılı siyasi ortamı ve baş gösterebilecek iç savaşlar, İran’la olan gergin ilişkiler ve İran’ın Hürmüz Boğazını kapatma tehditleri, KİK ülkelerini gıdada kendine yeterliliğe doğru çekmektedir. Çevredeki siyaseten çalkantılı ülkelere yatırım yapılamayacağı gibi Güney Amerika, Afrika ve Asya’daki benzer ülkelere de yatırım yapmaktan geri durmaktadır KİK yöneticileri.

Son yıllarda hem dünya çapında hem de özel olarak KİK ülkelerinde gıda enflasyonunun gittikçe arttığı gözlemlenmektedir. Gittikçe artan yiyecek fiyatları KİK ülkelerini yiyecek konusunda bilinmezliğe sürüklemesi sebebiyle yöneticiler tarafından istenmeyen bir durum teşkil ediyor. Aşağıdaki grafik Kuveyt, Suudi Arabistan, BAE ve Katar’da gittikçe yükselen gıda enflasyonunu göstermektedir.

Ayrıca yemek fiyatlarının sürekli yükselişi KİK ülkelerini petrol ve doğal gaz piyasasındaki hareketlenmelere karşı daha da korumasız yapmaktadır.

Gıda güvenliğini KİK ülkelerinin gündemine taşıyan diğer bir olay ise yakın zamanlarda Pakistan ve Avustralya gibi KİK ülkelerinin gıda ithal ettiği ülkelerde meydana gelen doğa felaketleri ve kıtlıklar. Böylece ciddi bir arz riskiyle karşı karşıya kalan KİK ülkeleri gıda ithalatı yaptıkları ülkeleri çeşitlendirmiş ve ithalat hacmini de genişletmiştir[vii].

Karşı Politikalar

Üretimde ve ihracatta çeşitlendirmeyi sağlamadan KİK ülkelerinin gıda güvenliğini tam olarak sağlayamayacaklarının ve günümüz şartlarında gıdada kendine yeterlilikleri de söz konusu olmadığının farkındadır Körfezli politika yapıcıları, bu yüzden yukarıda bahsedilen engelleri aşmak için çeşitli politikalar üretmişlerdir. 

Gıda fiyatlarının yükselişine karşı geliştirilen en temel politika gıda fiyatları üzerinde devlet kontrolü (özellikle et ve süt ürünleri gibi fazla rağbet gören sektörlerde), tüketiciye mali yardım (memur maaşlarının yükseltilmesi ve sosyal yatırım şeklinde). Gıda ithal ettikleri ülkelerde gerçekleşen felaketler ve ülkelerin kota koyması durumlarına karşı ithal ettikleri ülkeleri çeşitlendirmiş ve ithalatı arttırarak gıda depoları hazırlamışlardır, bu depoların ayrıca bölgedeki karışıklıkların sebep olabileceği ticaret yollarının kapanması durumunda da kullanılması düşünülmektedir[viii].

Petrol ve doğal gaz fiyatlarının düşmekte ve gıda fiyatlarının yükselmekte olduğu bir geleceğe hazır olmak için depoların yetmeyeceğinin farkında olan Körfezli politika yapıcıları asli bir strateji olarak yurtdışında tarım arazisi satın alma ve kiralama yolunu geliştirmiştir. Bazı KİK ülkeleri bunu devlet kademesinde gerçekleştirirken bazıları yurtdışında zirai yatırım yapan şirketlere teşvik vererek yapmaktadır. Arazilerin satışı veya kiralanışı karşılığında KİK ülkeleri de doğrudan bu devletlere mali yardım sağlıyor veya altyapı projeleri gerçekleştiriyor[ix].

KİK ülkesi

Tarım arazisi alınan/kiralanan ülke

Suudi Arabistan

-Yurtdışında zirai yatırım yapan şirketlere teşvik

-Mısır ve Sudan’dan hem satın alım hem yatırım

-Türkiyeli tarım şirketleriyle anlaşma

-Pakistan’la petrol ve mali yardım karşılığında tarım arazisi kirlama.

-Zambiya’yla ülkeye yatırım karşılığında tarımsal üretimden pay

BAE

-Sudan ve Pakistan’dan tarım arazisi satın alındı

-Fas’tan tarım arazisi kiralandı

-Afrika ve Doğu Avrupa’dan (özellikle Romanya) tarım arazisi satın alma projesi

Katar

Kenya’dan tarım arazisi satın alındı

Kuveyt

Sudan ve Kamboçya’da tarıma destek.

Kaynak: http://www.futuredirections.org.au/publications/food-and-water-crises/28-global-food-and-water-crises-swa/134-new-report-highlights-food-security-challenges-for-gulf-states.html

Siyaseten karışık ve karışıklık çıkma ihtimali bulunan ülkelere yatırım yapmaktan çekinen KİK ülkelerinin en çok yatırım yaptıkları ülkeler sırasıyla: Sudan, Avustralya, Fas, Pakistan, Arjantin, Filipinler, Mısır; bununla birlikte daha düşük miktarlarda Etiyopya, Mali, Gana, Moritanya, Tanzanya ve Romanya’da da tarım arazileri alınmakta/kiralanmakta ve tarıma yatırım yapılmaktadır[x]. Ancak, uzmanlar bu politikanın çok dikkatli izlenmesi gerektiği konusunda uyarmaktadır; az gelişmiş ülkelerde arazi işlemleri genelde çok şeffaf olmayabilir; “devlete ait” araziler aslında yerel halk ve aşiretler tarafından kullanımda bulunabilir; yerel halk gıdaya rahat ulaşamıyorsa yabancıların arazi sahiplenmesine tepki gösterebilirler; büyük çiftlikler kurulması yerel üreticiye zarar verebilir; Çin, Hindistan, Güney Kore ve Avrupa ülkeleri de arazi arayışında olduğundan arazi bulmakta sıkıntı çekebilirler[xi].

Nitekim KİK ülkelerinin çok büyük meblağlarda yatırım yapması karşılığında bile bazı Afrika ülkelerinde halkın yabancıların arazi alımına karşı çıkmasıyla KİK ülkeleri de arazi alımı için Doğu Avrupa’ya kayarken Afrika’dan hazır ürün ithal etme kararı almıştır[xii]. Böyle bir durumu engellemek için Körfezli yatırımcıların sadece devletlerle bağlantı kurmaması bunun yerine yerel güç sahipleri ve hatta yerel halkla da bağlantı kurarak kazançtan pay verilmesi önerilebilir, böylece devletlerin daha az tepki çeker ve yerel halka da bir geçim kaynağı teşkil eder.

Sonuç

Coğrafi kısıtlamalar ve gittikçe büyüyen nüfuslarıyla KİK ülkelerinin gıdada kendine yetmeleri veya uzun vadeli gıda güvenliği sağlamaları çok zor gözükse de kısa süreli çözümler için politika üretmeye devam etmektedir KİK ülkeleri. Yukarıda gıda güvenliği için KİK ülkelerinin politikalarından bahsettim ancak KİK ülkeleri ufak çapta kendine yeterlilik projeleri de üretmektedirler. Bunlar arasında ülke içinde balıkçılık ve kümes hayvancılığını desteklemek, az su harcayan bitki tarımı, su geri dönüşümü ve susuz bitki yetiştirme çalışmalarına destek verilmesi sayılabilir[xiii]. Ayrıca hammaddeyi ithal ederek paketlenmiş gıda üretimi ve helal gıda sektörü de KİK ülkeleri arasında büyüyen sektörlerdir, özellikle BAE bölgede helal gıdanın temel ihracatçısı olmayı hedeflemektedir[xiv].

Ekonomik kaygılar dışında KİK ülkelerinin (ve Çin, Hindistan, G. Kore ve Avrupa devletlerinin) Afrika’da tarım arazisi satın almaları neo-kolonyalizm olarak adlandırılmakta ve bu uygulamanın bu ülkelerin egemenliklerine uzun vadede zarar verdiği gerekçesiyle de tepki toplamaktadır.[xv][xvi][xvii][xviii] Yazıda tavsiye edildiği gibi yerel halka da tarımsal üretimden pay verilmesi ve bölgenin altyapı ve sosyal yatırımlarla desteklenmesi neo-kolonyalizm suçlamasından sıyrılarak gıdada kendi yeterliliği mümkün olmayan bir bölge olarak meşruiyetini de sağlamış olur KİK ülkeleri.

Alınan önlemler ve başarılı politikalarla KİK ülkelerinin birkaç on yıl daha gıda alanında ciddi bir sorunla karşılaşması beklenmemekle beraber yapısal eksikliklerle er ya da geç mücadele edilmesi gerekmektedir ve KİK ülkelerinin bu bolluk dönemini devam ettirmek için uzun vadeli çözümler üretmesi elzemdir.

 


[i] Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Umman, Bahreyn

[ii] Dokoupil, M. (2014, Aralık 16). “Gulf can cope with cheaper oil, IMF says as bourses plunge.” Erişim tarihi Ağustos 20, 2015, URL: http://www.reuters.com/article/2014/12/16/mideast-economy-oil-idUSL6N0U028W20141216

[iii] Khamis, M. vd. (2010). “Impact of the global financial crisis on the Gulf Cooperation Council countries and challenges ahead.”, Washington, D.C.: International Monetary Fund, Middle East and Central Asia Dept.

[iv] Bailey, R., & Willoughby, R. (2013). “Edible oil: Food security in the Gulf.” Chatham House.

[v] Mann, Y. (2015). “Can Saudi Arabia Feed Its People?” The Middle East Quarterly, 22(2).

[vi] Age.

[vii] Bailey, R., & Willoughby, R. (2013). “Edible oil: Food security in the Gulf.” Chatham House.

[viii] Regional instability threatens Gulf food security. (2013, Kasım 10). Erişim Tarihi: Ağustos 23, 2015, URL: http://www.reuters.com/article/2013/11/11/gulf-food-security-idUSL5N0IS33Q20131111

[ix] Rice, X. (2008, Aralık 2). “Qatar looks to grow food in Kenya.” Erişim tarihi: Ağustos 23, 2015, URL: http://www.theguardian.com/environment/2008/dec/02/land-for-food-qatar-kenya

[xi] “The GCC in 2020: Resources for the future.” (2010, Nisan 30). Erişim Tarihi: Ağustos 23, 2015, URL: http://graphics.eiu.com/upload/eb/GCC_in_2020_Resources_WEB.pdf

[xii] El Dahan, M. (2013, Aralık 30). Gulf states seek food security in Europe, U.S. after African problems. Erişim Tarihi: Ağustos 23, 2015, URL: http://www.reuters.com/article/2013/12/30/gulf-food-investment-idUSL5N0JI0WV20131230

[xiii]  GCC Food Industry Report. (2015). Alpen Capital.

[xiv]  Age

[xv] “Küreselleşme mi, ‘Yeni Sömürgecilik mi?” Gıda Güvenliği Hareketi, Erişim tarihi: 24 Ağustos 2015, URL:

http://www.gidahareketi.org/NewsPrint.aspx?Id=305&ModuleName=haberleri

[xvi] Vidal, John (2009, Temmuz 3). "Fears for the world's poor countries as the rich grab land to grow food". The Guardian (London). Erişim Tarihi: 22 Ağustos 2011.

[xvii] “Land Grabbing in Africa and the New Politics of Food” Policy Brief(2011), Future Agricultures .

[xviii] Outsourcing's third wave. (2009, Mayıs 23). Erişim Tarihi: Ağustos 23, 2015, URL: http://www.economist.com/node/13692889

 

 

 

Kaynakça:

  • Bailey, R., & Willoughby, R. (2013). “Edible oil: Food security in the Gulf.” Chatham House.
  • “Land Grabbing in Africa and the New Politics of Food” Policy Brief(2011), Future Agricultures .
  • Mann, Y. (2015). “Can Saudi Arabia Feed Its People?” The Middle East Quarterly, 22(2).


Yayın Tarihi: 25.8.2015



Son Eklenenler

Pathways to a Common Future: Youth Perspectives on Turkey - Israel

Pathways to a Common Future: Youth Perspectives on Turkey - Israel



Türkiye’nin Sorunları ve Gelecek Perspektifi

17 Mart 2016 tarihinde APM (Ankara Politikalar Merkezi)'de "Türkiye’nin Sorunları ve Gelecek Perspektifi" başlıklı bir toplantı düzenlenmişt...



Türk Dış Politikası

10 Şubat 2016 tarihinde APM (Ankara Politikalar Merkezi)'de "Türk Dış Politikası" başlıklı bir toplantı düzenlenmiştir.



EU-Azerbaijani Relations: Thinking of a Culture of Human Rights in a Partnership Relation

The situation of human rights and fundamental freedoms in Azerbaijan has been deteriorating as the country has raised its profile in the ene...